Video Foto Galeri Yazarlar
27.6.2017 - Salı

Zevahiri’den ‘Farklı Cephelerdeki Tek Savaşın Tek Ümmeti’ Başlıklı Konuşma -Tam Metin-

Okunma: 4597
İSLAM DÜNYASI 10 Haziran 2017 21:38
Videoyu Aç Zevahiri’den ‘Farklı Cephelerdeki Tek Savaşın Tek Ümmeti’ Başlıklı Konuşma -Tam Metin-

Dr. Eymen Ez Zevahiri ‘Muzaffer Ümmete Mesajlar Serisinin 7. Bölümünü’ yayınladı. Yaşayan en büyük cihat ideoloğu olarak kabul edilen Zevahiri’nin yeni konuşması ‘İslam Ümmetini bir bayrak altında toplamayı’ hedefliyor.

‘Farklı Cephelerdeki Tek Savaşın Tek Ümmeti’ başlıklı yazıyı küresel çatışma ilgilisi okurlarımız için tercüme ettik:

“Bismillah. Allah’a hamd olsun. Selatu selam Allah’ın Resulüne, ailesine ve ashabına olsun. Her yerde bulunan kıymetli Müslümanlar Esselamualeykum ve rahmetullahi ve berekatuh.

Bundan sonra;

Ümmetimiz bugün Batılı ve Doğulu Haçlıların, Çinlilerin, Hinduların, Safavi Rafizilerin ve laik milliyetçilerin cürümde ortaklık ettikleri küresel bir savaşa kalkışmış durumdadır. El Mağrib (Kuzey Afrika’nın Batısı) kıyılarından Doğu Türkistan’a zulüm, işgal, zaptedilmeyle, bombardımanla ve uluslararası müttefiklerin İslam sınırlarından çıkmış ve uluslararası önde gelen mücrimlerin çıkarları için çalışan müvekkil rejimlerin eldiveninde iş görmesiyle karşı karşıya bırakılmış bir İslam alemi var.

Hususiyet gerekçeleriyle, bir bölge diğerinden farklı olabilir fakat hepsinin ‘terörizmle savaş’ adı altında İslam’a karşı savaştıkları ve de 2. Dünya Savaşının kazananları tarafından müşterek bölünme ve dünyanın- özellikle de İslam Dünyasının kaynaklarını çalması için zekice uydurulmuş ‘Uluslararası Sistem’e uyumluluk diye net ortak paydaları var.

Bu cürüm ortaklığında ana rolün Amerikalılara ait olduğunu göreceksiniz ve bunun ardından roller herbir ortak tarafından kullanıldığı ve maslahatı ölçüsünde derece derece farklılaşır.

Şu durumda biz Şer’i yüzleşme ve pratik direniş açısından bu mücrim ittifaka nasıl karşı koyabiliriz? Şeriat açısından bu problem net bir şekilde çözülmüştür. Hakk Subhanehu ve Teala buyurur ki ‘muhakkak ki Müminler kardeştirler.’ Ve O Subhanehu buyurur ki ‘Allah’ın ipine sımsıkı tutunun ve ayrılığa düşmeyin.’ Ve O Subhanehu buyurur ki ‘Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haberdar olandır.’

Ve Peygamber sallallahualeyhivesellem buyurur ki ‘Müminlerin kanları birdir, düşmanlarına karşı onlar bir tek el gibidirler ve onlardan birinin emanı hepsini bağlar.’

İşte bu, fakihlerin Müslümanların diyarlarının bir belde mesabesinde olduğuna hükmetmesinin nedenidir. Onlar (Allah kendilerine rahmet etsin) ittifak etmişlerdir ki eğer kafir İslam beldelerinden bir beldeyi işgal ederse o beldeyi savunmak oranın ahalisine vacip olur; eğer onlar buna güç yetiremezlerse bu vücubiyet dairesel biçimde en yakın olandan başlayarak dünyadaki tüm Müslümanları kapsayacak şekilde genişler.

Pratik yaklaşım açısından ise Müslümanlar tarih boyunca daima beldelerini savunmak için milliyete ve ırka bakmadan ayaklanmıştır. Bu, beş yüz yıl boyunca İslam beldelerini koruyan Osmanlı Devletinin yıkılışına kadar da geçerli kural olarak kalmıştır. Osmanlının düşüşünden sonra ise sınırları işgalci kafirler tarafından belirlenmiş ulus-devlet anlayışı hüküm sürmeye başlamış ve Müslümanlar arasında bu düşüncenin bazı yandaşları çıkmıştır. Bu yüzden İslamı ihya davetçileri bu fikriyata karşı savaştılar.

Bu cihetle Hasan El Benna’yı (Allah kendisine rahmet etsin) görürsünüz, Mısırlı; Filistin’i özgürleştirmek için birlikler tanzim etmiştir. İzzeddin El Kassam’ı görürsünüz, Suriyeli; Filistin’de cihat etmiştir. Abdullah Azzam’ı görürsünüz, Filistinlidir; Afganistan’ı savunması için Ümmeti uyandırmış ve cihadın Endülüsün düşmesinden sonra tartışmasız biçimde farzı ayn olduğunu ilan etmiştir. Sonra Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve gördük ki Afganlar ve Muhacirler eşit bir şekilde ona biat ediyorlar… Ve ikisi de Arap olan Usame Bin Ladin’i ve Ebu Musab Suri’yi görürsünüz; Ebu Muhammed El Türkistani’yi görürsünüz Afgan olan Molla Muhammed Ömer’e biat etmişlerdir (Allah hepsine rahmet etsin).

İşte kafir düşmana karşı direnen vahdet olmuş Ümmet ruhunu ihya eden bu öncülerin Allah mükafatlarını versin. Fakat bugün ise bizi kafir işgalciler tarafından çizilmiş sınırların arkasına sürükleyip bölmek isteyenler var… Pakistan Pakistanlılarındır, Suriye Suriyelilerindir, Filistin Filistinlilerindir… Bu kimin çıkarlarınadır diye sorsak?

Allah kuvvetimizi toplamak, kalplerimizi yakınlaştırmak, saflarımızı birleştirmek için bize yardım etsin ve günahlarımız nedeniyle bizi zaferden mahrum etmesin.

Dualarımızın sonu alemlerin Rabbi Allah’a hamd etmektir. Ve Peygamber Efendimiz Muhammed’e, ailesine ve ashabına selatu selam ederiz.

Esselamualeykum ve rahmetullahi ve berekatuhu.”

Kaynak : Asyanınsesi

Haber var islah eder, haber var ifsad eder