Video Foto Galeri Yazarlar
29.4.2017 - Cumartesi

Kübra YILDIZ

YOLCULUĞUMUZDAKİ MERHALELER -1

Her saniye azalan bir ömrün aksine her nefeste artan bir imana sahip olmak ve Allah’ın rızasını kazanabilen yola erişebilmek Dua’sıyla…

22 Mart 2017 14:26
A
a
 
 
Rabbil Alemin İle Ahitleşmemiz
Yarattığı insanoğlunun her bir saçının teli, kışın yağan her bir kar tanesi, sahralardaki kumların adedince, verdiği nimetlerinin sayısınca, sayı ve rakamla ifade edilemeyen sonuz hamdler ve senalar Allah azze ve celleye mahsustur.

Salat ve salam insanlığın önderi, rehberi, insanlar ateş çukurunun kenarında iken onları ateşe düşmemeleri için insanlığa gönderilen son Rasul Hz. Muhammed (s.a.v)‘e onun aline ve ashabına dinin yardımcıları olan bütün mümin ve müminelerin üzerine olsun inşallah.

İnsanoğlunun yolculuğu ruhlar aleminden başlar.Sırasıyla ana rahmi, dünya hayatı, berzah, sırat, cennet ve cehenneme kadar devam eder. Bunları bize kitabımız Kuran-ı Kerim bildirmektedir. İnşallah sizlere bu yazımda ruhlar aleminde insanın Rabbiyle ahitleşmesinden bahsedeceğim.

İnsan yolculuğa başlamadan evvel yolculuğundan hedeflediği gayesini gerçekleştirmek için verdiği sözü çözmeye ve anlamaya çalışmalıdır.

İnsan ancak Allah’ın emir ve yasaklarına uyarak Rabbine verdiği sözü yerine getirerek hem dünyasını hem de ahiretini aydınlatır. Allah (c.c) bizleri çok merhametlidir. Her şeyi kitapta bizlere bildirmektedir. Hiçbirimiz hatırlamıyoruz lakin hatırlatıyor ve buyuruyor ‘’Hani Rabbin (ezelde) Ademoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine şahit tutarak, ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ demişti. Onlar da ‘Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin).’ demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, ‘Biz bundan habersizdik.’ dememeniz içindir.’’ (Araf 172)

Rabbin huzurunda o dehşetli günde habersizdim dememek için Allah (c.c) bizlere gönderdiği kitap ile bildiriyor. Rabbimiz bu ayeti kerimesinde ilk insan Adem (a.s) ve kıyamete kadar gelecek son insana kadar yani tüm insanlık ile yaptığı sözleşmeden bahsetmektedir. Bu sözleşmeye misak denir.

Misak; kendisi ile bağlanılan söz, yeminle pekiştirilmiş, yapılan ve mutlaka yerine getirilmesi gereken antlaşma demektir. Bu bir çeşit sözü anlaşmayı sağlam bir bağla bağlamaktır. Yemin ve taahhüt (söz verme) ile pekiştirilmiş anlaşmadır. Bu terim Kuran’da Allah ile kulları arasındaki anlaşmayı ifade etmek üzere kullanılmaktadır. Bu kelime Kuran’da 25 yerde geçmektedir. Bizim konumuz olan ayette ise ‘’kalu bela’’ olarak isimlendirdiğimiz ruhlar âleminde Allah’ın bizden aldığı söz anlamında kullanılmıştır.

İnsanın Allah’a böyle bir söz vermiş olması aslında onun bir emanet yüklenmiş olmasıdır. Dünya hayatı bu emaneti taşıma, bu misakı yerine getirme yeridir. İnsan, Allah’tan başka Rabb ve İlah tanımayacağına, O’ndan başkasına kulluk etmeyeceğine dair ahd (misak) vermiştir.

İnsanoğlunun söz vermesi ile ‘’Ne zamandan beri Rabbine karşı sorumlusun?’’ sorusuna cevap vermektedir. Aslında dünyaya gelen her insanın yaratıcısını bilecek, tanıyacak ve O’na kulluk yapabilecek bir donanımla geldiğini de ortaya koymaktadır. Bu donanımda Rabbimize karşı sorumluluğumuzda ruhlar alemindeki verdiğimiz sözdür.
Sahip olduğumuz bu donanımla kendisine asla şirk koşmamamızdır.Rabbimizin istediğide budur.Bunuda kitaplar,rasuller göndererek açıklamıştır.

Her insanın kelimeyi şehadeti yani yaratıcı olan Rabbin,ibadete layık olan tek ilah olduğunu,O’ndan başka hiçbir ilahın ibadete layık olmadığını kabul ederek girdiği bu daire sorumluluğumuzun sözümüzün ikinci aşamasıdır.Bu aşamada Allah’ın rasulleri ve gönderdiği kitaplara iman etmemiz emir ve nehiylere itaat etmemiz ve hayatımızı bize bahşedilen yaşamımızı bu kurallar çerçevesinde idame etmemiz yaratılışımızın gayesidir.Bunada 2.misak diyoruz.

Bizi Firavundan, Nemruttan,Karunlardan, Ebu cehillerden,Yahudi ve Hıristiyanlardan ayıracak olan şeyde bu aşamadaki kulluğumuzdur.Çünkü Allah (c.c) yaratıcı ve rızık verici olarak kabul etme tüm insanlığın kabul ettiği bir durumdur.Bu şekildeki imana Firavunda,Ebu cehilde,müşriklerde,Yahudi ve Hıristiyanlarda sahipti.Bu şekliyle iman bize ebedi saadeti kazandırmak için asla yeterli değildir.

İnsanın eylemi iman veya küfür noktaları arasında meydana gelir. Kişi ya Alemlerin Rabbi Allah’a ve O’nun gönderdiği elçisine ve ona indirilen hidayet reçetesine göre hayatını sürdürür ki bu vasıf mü’minin şahsiyetinin ayrılmaz vasfıdır. Bu da ahde vefanın gereğidir. Ya da Alemlerin Rabbi Allah’ı ve onun elçisine ve hidayet reçetesini tanımaz ve tabi olmaz ve hayatını istediği gibi yaşar bu da Ahde vefasızlıkdır. Zulümdür, ihanettir, alçaklıktır. Verilen söze sadık kalmakla kalmamak arasındaki fark cennetle cehennem arasındaki fark kadardır.

Rabbimize verdiğimiz sözün özü; Allah’ın yaratıcılığını, evrene sahip  ve hakim oluşunu, insana ait her şeyi yaratıp şekil verdiğini, evrende olan her şeye Yüce kudretiyle tasarruf ettiğini, insanlar hakkında hükümler koyduğunu, bu hükümlere itaat etmenin gerekliliğini, mutlak anlamda itaatin ancak Allah’a yapılması gerektiğini, ıslah edenin, şekil verenin her şeyi elinde tutanın yalnızca Allah olduğunu ikrar etmekle beraber Alemlerin Rabbine teslim olmak ve yalnızca O’na kulluk yapmaktır.

‘’ALEMLERİN RABBİNE İMAN ETTİK’’ (Araf suresi 121)
‘’Biz misakta verdik sözümüzü bastık  mührümüzü’’
‘’Rab,İlah,Kanun Koyucu,Hükmedici,Yönetici,Rızık verici,Tasarruf Sahibi,,otorite sahibi’’ olarak ALLAH (C.C) Kabul ettik.
    ‘’HÂKİMİYET KAYITSIZ ŞARTSIZ ALLAH’INDIR’’

Her saniye azalan bir ömrün aksine her nefeste artan bir imana sahip olmak ve Allah’ın rızasını kazanabilen yola erişebilmek Dua’sıyla…
Bir sonraki insanın ana rahmindeki yolculuğu konulu yazımda buluşmak üzere İnşallah…

 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder
haberler Adana Oto Kiralama Hatay Araç Kiralama Hatay Oto Kiralama