Video Foto Galeri Yazarlar
25.4.2017 - Salı

Sümeyye Sancak

Yaratılış Gayesi Ve Verilen Söz

Mesela kışın geleceğini biliyoruz ve önceden hazırlığımızı yapıyoruz. Odunumuzu kömürümüzü hazırlayıp, turşular konserveler yapıyoruz, niçin? Kışa hazırlık olsun! İşte bu bizim kışın geleceğinden şüphe etmediğimizi ve buna kesinkes inandığımızı gösterir. Aynı şekilde ahirete inandığımızı da söylüyoruz.

4 Ocak 2017 18:33
A
a
Alemleri yoktan var eden, kainatı düzenleyen idare eden tek tasarruf yetkisine sahip Alemlerin Rabbine sonsuz hamd ve senalar olsun.Allah azze ve celle’nin vahyettiği kitabı nasıl anlayıp nasıl yaşayacağımızı bizlere gösteren kendisine uyulmadığı sürece kurtuluşun mümkün olmadığı Hz. Muhammed s.a.v ehl-i beytine sahabesine ve tüm mü’minlerin üzerine salât ve selam olsun.

  Bundan önceki yazımda ilah kavramını açıklamaya çalışmıştım. Bu yazımda ise inşallah insanın niçin yaratıldığını, yeryüzüne hangi gaye üzerine gönderildiğini ve Allah c.c’ya vermiş olduğumuz sözü açıklamaya çalışacağım. Doğrular islama eksik ve yanlışlar bana aittir.                                                                                                       

 Allah c.c bir ayeti kerimede buyuruyor ki ‘’ İnsanlara hesap verecekleri gün yaklaştı. Onlar ise hala gaflet içinde aldırmıyorlar.(Enbiya 1)’’ Rabbimiz bizlere din gününün ceza ve mükâfat gününün, dünyada iken yaptıklarımızın hesabını vereceğimiz günün yaklaştığını haber vermekte.’’Kim zerre miktarı hayır işlerse onun karşılığını görür, Kim de zerre miktarı şer işlerse onun karşılığını görür.’’(Zilzal 7-8) Ayetine binaen insanların hayatları boyunca iyi veya kötü işledikleri amellerin karşılığını yine ceza veya mükâfat olarak alacakları gün yaklaştı fakat onlar yani insanlar ise hala gaflet içindeler buna aldırış bile etmiyorlar. İnsanların bu konuda gaflette olmalarının en önemli sebeplerinden bir taneside ahirete imanımızın yakın derecesinde olmaması. 

Mesela kışın geleceğini biliyoruz ve önceden hazırlığımızı yapıyoruz. Odunumuzu kömürümüzü hazırlayıp, turşular konserveler yapıyoruz, niçin? Kışa hazırlık olsun! İşte bu bizim kışın geleceğinden şüphe etmediğimizi ve buna kesinkes inandığımızı gösterir. Aynı şekilde ahirete inandığımızı da söylüyoruz. Peki, gelmesinde hiç şüphe olmayan ve kimsenin kimseye bir faydasının olmayacağı gün için ahiret hayatımız için ne kadar hazırlık yapıyoruz?                                                                                                                                                                                                  

Allah azze ve celle diyor ‘’Onlar gaflet içindeler aldırmıyorlar ‘’ İnsanların dünyaya dalmış, geçim derdine düşmüş, hevasının nefsinin arzularının peşine takılmış ömrünü tüketmekte. Hâlbuki hayat rehberimiz olan Kur’an-ı Kerim’de Allah c.c şöyle buyuruyor ‘’Biz yeryüzünün üzerindekileri hangisinin davranışı daha güzel olacak diye onları imtihan etmek için bir süs olarak yarattık.(Kehf 7)’’ Allah c.c bu dünyayı ve içindekileri insanlar yesinler içsinler eğlensinler sefa sürsünler diye değil denemek imtihan etmek için yarattığını ifade ediyor. Bakalım kim bu nimetlerin arasında nefsine şeytana ve dünyanın çekiciliğine rağmen kim hayatın gerçek amacını anlayacak, gönderiliş gayesini anlayıp Allah’a kullukta sebat edecek. 

Kimler imanın gereği olarak Allah c.c’ın rızası için Salih ameller işleyecek. Kimlerde bu dünyaya kapılacak, aldanacak, ahireti unutacak asıl gaye ve amacından sapacak diye imtihan etmek için yaratmıştır. Bakalım kimler ‘’Aman dünyaya bir dahamı gelicez, ye iç eğlen, hayatını yaşa, gerisi boş’’ diyecek. Kimlerde ‘’Bu dünyaya gelişinin asıl amaç ve gayesini anlayıp asıl yurdun ahiret yurdu olduğunu bilerek ‘’Evet doğru dünyaya bir daha gelmicez, yani bu fırsat elimize bir daha geçmeyecek onun için ahiretimiz için azık hazırlayalım, Rabbimizin rızasını kazanmaya çalışalım’’diyecek. 

Evet dikkat edelim. ‘’Bugün amel var hesap yok, Yarın hesap var amel yok’’. Allah c.c imtihan için yarattığını söylüyor buna rağmen insanların birçoğu yaratılış gayesini unutmuş ve ‘’onlar değersiz dünya hayatıyla sevinip oyalanmaktalar’’ (Rad 26) ayetine muhatap olacak yaşantıyı seçmişler. Dünyaya dalmışlar,’’üç günlük dünya ‘’ diye ifade ettikleri dünyaya hiç ayrılmayacakmış gibi bağlanmışlar. Hadisi şerif de şöyle buyurulmaktadır; ‘’her an ölecekmiş gibi ahiret için çalış,hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalış.’’ Fakat insanlar her an ölecekmiş gibi ahiret için çalışmıyorlar ama hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışıyorlar.’’Oysa dünya hayatı ahiretin yanında bir yol azığından ibarettir.(Rad 26)                                                                                                                                                                                                     

 Rasulullah s.a.v Tirmizide geçen bir hadisi şerifte şöyle buyuruyor :’’Dünya ile benim halim bir ağacın altında gölgelenip sonra da o ağacı terk edip giden yolcunun hali gibidir.’’ Hangi yolcu dinlenmek için dibine oturduğu ağacı sahiplenir ki!                                                                                                                                                               

 İşte Rasulullah s.a.v bu dünyayı yol kenarındaki bir ağaca benzetmekte.İnsanında bu dünyaya bundan fazla değer vermemesi gerekir.Çünkü bir yolcunun böyle bir ağacı sahiplenmesi nasıl akıl kârı bir iş değilse,ebediyet yolcusu olan insanında asıl gideceği yer olan ahiret yurdunu unutup bu dünyaya bağlanması onu sahiplenmesi aynı şekilde akıl kârı bir iş değildir.                                                                                

Allah azze ve celle bakın ne buyuruyor ‘’ Sizi boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizimi sandınız?(Müminun 115) Ayeti kerimeden de anlaşılacağı gibi insan boş yere,amaçsız ve gayesiz olarak yaratılmamıştır.Ve birgün yaptıklarının hesabını vermek üzere Allah c.c’ın huzuruna hiç şüphesiz çıkacaktır.                                                                       

Allah c.c hiç bir şeyi boşuna yaratmamıştır.Şöyle bir etrafımıza baktığımızda her şeyin bir görevi olduğunu ve insan dışındaki zerreden kürreye bütün yaratılmışların görevini eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini görebiliriz.Misal inek süt veriyor tavuk yumurta yapıyor,arı bal yapıyor,güneş her sabah doğudan doğuyor günümüzü aydınlatıyor ısı veriyor ve akşam olunca batıdan batıyor.(Misalleri çoğaltabiliriz.)İnsan dışındaki bütün mahlukatın Allah azze ve celle kendisine ne görev verdiyse muhalefet etmeden görevini yerine getirdiği aşikar bir şekilde ortada.Yine dikkat edersek eğer bütün bunlar aynı zamanda insanın istifadesine sunulmuş insana hizmet eden Allah c.c’ın vermiş olduğu nimetlerdir. ‘’ O göklerde ve yerde ne varsa hepsini kendi katından bir lütuf olarak size boyun eğdirmiştir.’’(Casiye 13)                                                                                

İnsanoğluna hizmet gayesiyle yaratılan varlıklar gibi insanında bir yaratılış gayesi var elbette.Allah azze ve celle’nin kendisini en güzel surette yarattığı ve kendisine birçok nimetler verilen insanda başıboş bırakılmamıştır.’’İnsan kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanıyor ?’’ (Kıyamet 36) Yani insan şöyle zannetmesin ‘’dünyaya bir kere geldik hayatın tadını çıkaralım kafamıza göre takılalım.’’İnsanoğlu boşyere yaratılmadığı gibi başıboşda bırakılmamıştır.Allah c.c ayetinde buyuruyor ki ‘’Güneşi ve ayıda koyduğu kanuna boyun eğdirmiştir.’’ (Zümer 5)                                          

Allah c.c güneşe,aya ve diğer mahlukata kural ve kanun belirlemiş ve onları bu kanuna boyun eğdirmiştir.Allah c.c güneşe ve aya nasıl bir kanun koyduysa İnsanoğlununda bu hayatta kanunsuz bırakmamıştır. Peki insan başıboş bırakılmamıştır,boş yerede yaratılmamıştır anladık o halde insanın yeryüzünde yaratılış gayesi nedir ? ‘’Hatırlaki Rabbin meleklere ‘’ben yeryüzünde bir halife yaratacağım’’(Bakara 30) Ayetten de anlaşılacağı üzere Allah c.c insanı yeryüzüne halife olarak yaratmıştır. Halifelik Kur’an-ın anayasa olduğu yerlerde uygulamak uygulanmasına yardımcı olmak,anayasa olmadığı yerde ise tebliğe görevli bir memur demektir.Halife halef olmak yani sonradan gelen demektir.Dolayısıyla peygamberler insanları nasıl tevhide davet ettilerse bugün bizlerde birer halife olarak insanları yine aynı şekilde tevhide davet etmekle insanlara hakkı anlatmakla sorumluyuz.                                                                                                 

Çünkü insanlar Allah azze ve celleye bir söz verdi.Fakat ne kadar acı bir durum ki Kitabım dediği Kur’an evinde baş köşede duruyor ve bu kişi Allah c.c’a verdiği sözü-yaşamayı bırak-bilmiyor. Yoksa insanlar dünyanın bir eğlence yeri olduğunu mu zannediyorlar ‘’Biz gök ile yeri ikisi arasındakileri boş bir eğlence olsun diye yaratmadık.Eğer bir eğlence edinmek isteseydik elbette onu katımızdan edinirdik.Yapacak olsaydık öyle yapardık.’’(Enbiya 16-17)                                                             

Yoksa insanlar öldükten sonra diriliş hususunda mı şüphe ediyorlar da verdikleri sözlerinden gafiller?                                                                                                                                                                                         
 
Ey insanlar öldükten sonra dirilmek hususunda herhangi bir şüpheniz varsa düşünün ki hiç şüphesiz biz sizi topraktan,sonra az bir sudan (meniden) sonrada alakadan (kan pıhtısı),sonra da yaratılışı belli belirsiz bir et parçasından yarattık,ki size kudretimizi apaçık anlatalım.Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz sonrada sizi bir çocuk olarak çıkarıyor sonra da tam gücünüze ulaşmanız için sizi kemale (gençlik çağına) erdiriyoruz. İçinizden ölenler olur.Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır.Ki bilirken bilmez hale gelsin.Yeryüzünü de ölü kup kuru görürsün.Biz onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir.(Hac 5)                                                                           

Bu ayeti kerime öldükten sonra dirilmek hususundaki şüpheleri ve vesveseleri silmeye yeter sanıyorum.                                                                                                                                                                                       

Allah azze ve celle’ye vemiş olduğumuz söz üzerinde geniş izahatta bulunabilmek için yazıma burada virgül koyarak devamını bir sonraki yazıma bırakıyorum inşallah.                                                                                          

Davamızın başı ve sonu Allah azze ve celle’ye hamd etmektir. Elhamdulillahirabbilalemin


Bu Makale Ebrarmedya.Com 'dan alınmıştır.

Haber var islah eder, haber var ifsad eder
haberler Adana Oto Kiralama Hatay Araç Kiralama Hatay Oto Kiralama