Video Foto Galeri Yazarlar
28.6.2017 - Çarşamba

Hacı KAR

YANGIN MERDİVENİ

İnsanlar hayatları boyunca yoğun mesailer harcayarak, tabiri caizse gecesini gündüzüne katarak, en ince detayı dahi unutmayarak çok lüks olarak yaptırmış oldukları binalarını ve bu binalarının içerisindeki bütün mal varlıklarını olası bir tehlike halinde gözlerini dahi kırmadan geride bırakacaklarına dair alametlerde yaptırmışlardır.  - Nedir bu alamet? - Yangın merdiveni…

28 Ocak 2017 15:29
A
a
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.
Hamd, Âlemlerin yegâne Rabbi Allah’a mahsustur.

Salât ve selam olsun, muvahhidlerin, muttakilerin ve mücahidlerin yegâne önderi Rasulullah Muhammed’e, Âline, Ashabına ve kıyamete kadar O’nun izinden giden, O’nun Sünneti üzere yaşayan muvahhid mü’minlere...
Barınak zaruridir…

İnsanlar hayatları boyunca yoğun mesailer harcayarak, tabiri caizse gecesini gündüzüne katarak, en ince detayı dahi unutmayarak çok lüks olarak yaptırmış oldukları binalarını ve bu binalarının içerisindeki bütün mal varlıklarını olası bir tehlike halinde gözlerini dahi kırmadan geride bırakacaklarına dair alametlerde yaptırmışlardır. 
- Nedir bu alamet?
- Yangın merdiveni…
- Peki, yangın merdiveni nedir?
- İçinde bulunduğunuz binada ani bir yangın çıktığında, saldırı veya kaos oluştuğunda yada herhangi bir doğal afetle karşı karşıya kaldığınızda sizi kurtaracak! olan yapılara yangın merdiveni denilmektedir.

Herhangi bir yangın durumunda bina içindeki insanların hızlı ve güvenli bir şekilde yangın alanından uzaklaşmak üzere tasarlanan, koruması ve ateşe dayanırlığı yüksek olan kaçış merdivenidir. Yangın gibi doğal afetlerden başka durumlardaki sorunlarda da binayı hızla boşaltmak için kullanılan yangın merdivenleri, insan hayatı için çok önemli bir husustur. Evet, konuyu fazla uzatmadan sadete gelelim. 
İnsana, imtihan için verilmiş sınırlı – aslında sınırsız – bir hayat sonucunda ölümle karşılaşınca bu dünyadan başka bir âleme geçiş yapacaktır. İşte bu geçiş süreci çok hızlı olacaktır. Ansızın gelen ölümle, dünya binasından acil olarak çıkış yapacaktır. İşte bu çıkış yapacağı kapının cehennem çukurlarına veya cennet bahçelerine açılıp açılmayacağından emin! olması gerekmektedir.

TEDBİR HAYAT KURTARIR…
Sizde başınıza kötü olaylar gelmeden önce tedbir alıp sizin, ailenizin, sevdiklerinizin hayatlarını kurtarın! Nasıl mı? İşte ayette buyrulduğu gibi.
“Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize (ibadet ve itaatle) kulluk ediniz ki takvâya erenlerden (emirlerine uygun yaşayıp yasaklarından kaçınarak korunanlardan) olasınız. 

O (Rab) ki yeryüzünü sizin (yaşamanız ve istirahatınız) için bir döşek, göğü de (kubbe gibi) bir tavan (bina) yaptı. Gökten su indirip onunla size rızık olmak üzere (yerden) çeşitli ürünler çıkardı. Siz de artık bunu bildiğiniz halde, Allah’a hiçbir şeyi denk tutmayın.
Eğer kulumuz (Muhammed’)e indirdiğimiz (Kur’ân-ı Kerîm’)den şüphe ediyorsanız, (haydi!) siz de (aynı nitelikte) onun benzeri bir sûre getirin; eğer (“bu beşer sözüdür” diye iddianızda) samimi iseniz, Allah’tan başka bütün yardımcılarınızı da çağırın.

Eğer bunu yapamazsanız ki hiçbir zaman yapamayacaksınız. Yakıtı insanlar ve taşlar olan, kâfirler için hazırlanmış ateşten sakının.” (BAKARA SURESİ -21-22-23-24)
Kur’an’ın bir ayetine bile inanmayan veya değer vermeyen elbet kâfir olur. Münâfıklar da aynı gruptandırlar. Çünkü onlar, hem dilleriyle Müslüman olduklarını söylerler, hem de her fırsatta Kur’an’ın hükümlerine ve İslâm’İ yaşantıya karşı çıkarlar...

Evet, insanlık uzunca bir dönemdir yangının çıkış nedenleri için değil de, yayılmasına engel olmak için uğraş vermiştir. İnsanlık önce yangının çıkış nedenlerini, daha sonrada yayılmasını önlemek ile başlı başına mükelleftir. Yangının çıkış nedenlerinden bazıları ise şunlardır!
“Her nefis kazandığına bağlıdır. (Her nefis kazandığı (günahlar) yüzünden bir rehine / tutsaktır.)
Ancak bahtiyar olan (defteri sağından verilen)ler böyle değildir. (İman edip iyi amelleriyle kurtulmuşlardır.)
 (Onlar) cennetlerdedirler. Onlar suçlulara: “Sizi kavurucu ateşe sokan nedir?” (diye uzaktan sorarlar.)
 (Günahkârlar) derler ki:
“Biz namaz kılanlardan değildik.
Yoksula yedirmezdik.
(Kur’an’ın buyruklarını bırakıp, batıl şeylere) dalanlarla beraber biz de dalardık.”
“Ceza gününü yalan sayardık.
Nihayet (bu halde iken) bize (gelmesi) kesin olan (ölüm) gelip çattı.”
MÜDDESİR SURESİ  (38…47)

Evet, söz konusu yangın olduğunda az ya da çok bir hayati tehlike söz konusu olmaktadır. Bu tehlikenin en az seviyede olabilmesini sağlamak ve yangın nedeni ile olan can kayıplarını engelleyebilmek adına insanların yoğun olarak bulundukları pek çok binada yangın merdivenlerinin bulundurulması zorunlu hale getirilmiştir.

Ancak her ne kadar yangın merdivenleri zorunlu olarak pek çok binada uygulanıyor olsa da pek çok binada da bu yangın merdivenlerinin kapılarının kilitli olduğu göze çarpmaktadır. Kilitli olan acil çıkış kapılarından kaçmak mümkün değildir. Ne yazık ki insan, yangından kaçmak için yaptırdığı kapıları da kilitlemiş. Ne tuhaf değil mi? Kilitli olan kapıdan çıkış yapamayacağına göre, büyük bir ihtimalle yanmaya mahkûm olacaktır. Dolayısı ile insan kendi kendini yanmaya mahkum etmiştir. İnsanın başına gelen bu olaydan dolayı da kimseyi suçlaması söz konusu değildir. Çünkü kapıyı kilitleyen kendisidir. 

Evet, bugün içinde yaşadığımız zaman diliminde, dünyanın hemen hemen her yerinde yangınlar vardır. Ne garip ki insanlar, yangın çıkaranlardan yangını söndürmesini istemektedirler. Yangından beslenenlerin yangınları söndürmesi söz konusu bile değildir. İnsanlığın başına bela olan bu yangın ve yangın sevicilerden kurtulmanın bir yolu var. İnsanlığın tek kurtuluş yolu;

 “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Resûl’e itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de… Herhangi bir şey hakkında çekişir (anlaşamaz)sanız, eğer gerçekten Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsanız, onu, Allah’a ve Resûlü’ne arz edin (Kur’an ve Sünnet’le halledin)*. Bu, (sizin için) daha hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.” (NİSA – 59)
* Bu âyet-i kerîmede önce, “Allah’a itaat ediniz, Resûlü’ne itaat ediniz.” denildiği halde, “ulü’l-emre de” denilmekte, “itaat” kelimesi üçüncü defa tekrar edilmemektedir. Çünkü Allah (cc.) ve Resûlü’ne itaat mutlaktır, kayıtsız şartsızdır. Ulü’l-emre itaat ise mutlak değildir. İslâm’a göre seçilmiş ulü’l-emr, meseleleri kendi arzularına göre değil, Allah ve Resûlü’nün emirleri doğrultusunda çözecektir. Ulü’l-emre itaat ise onun Allah ve Resûlü’ne itaati olduğu müddetçedir. Resûlullah (sas.), “Allah’ın emirlerine aykırı işlerde kimseye itaat yoktur.” buyurmuştur. (Ulü’l-emr için “sizden olacaktır” kaydı vardır. Çünkü Allah’ın hükümlerini beğenmeyerek ve kabul etmeyerek kâfir olanlar, “sizden” ifadesi içine girmez. Buna göre ulü’l-emr, İslâm imanını taşıyacak ve Kur’an’a uygun yaşayacak kimse olmalıdır. 

Âyette insanlar arasında geçen anlaşmazlık konularının Allah’ın Kitabı ve Resûlü’nün sünneti ile halledilmesi emredilmektedir. İmam Şâfiî, er-Risâle’sinde, “Sadece Kitab’la yetinmek, sünneti terketmiş nasipsizlerin görüşüdür.” demektedir. Çünkü Sünnet’i kabul etmemek İslâm’ı yıkmaktır. Resûlullah (sas.), “Yalnız Kur’an’a sarılın, bize Allah’ın Kitabı yeter, biz onda gördüklerimize uyarız.” diyenlerin çıkacağını haber vermiş ve onlardan sakındırmıştır. Böyle diyenlerin dinden çıkacağı hakkında icmâ vardır.
Evet, şurası kaçınılmaz bir gerçektir; HAKİKATİN TOPLUMLARA İHTİYACI YOKTUR, TOPLUMLARIN HAKİKATE İHTİYACI VARDIR… 

“De ki: “Geliniz size Rabbinizin haram ettiği şeyi ben okuyayım: O’na hiç bir şeyi ortak/denk tutmayın, anaya babaya da iyilik edin, fakir düşmek (korkusun)dan çocuklarınızı (herhangi bir şekilde) öldürmeyin. Biz, sizin de onların da rızkını veririz. ‘Zinanın ve her türlü kötülüğün’ açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Allah’ın haram ettiği canı (hukukça) geçerli sayılan bir hak olmadıkça öldürmeyin.” İşte (Allah), düşünesiniz (aklınızı kullanasınız) diye size bunları emretti.

Yetimin malına da rüşdüne (erginlik yaşına) kadar en güzel (hizmet)in dışında yaklaşmayın. Ölçü ve tartıyı tam ve doğru yapın. Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemeyiz. (Birileri hakkında) söz söylediğiniz zaman, akrabanız da olsa adaleti gözetin (taraf tutmayın). Allah’ın ahdini (verdiği emri ve verdiğiniz sözü) yerine getirin. İşte (Allah), düşünüp öğüt alasınız/tutasınız diye bunları emretti.

İşte bu (İslâm), dosdoğru yolumdur. O halde ona uyun, (başka) yollara uymayın ki (bunlar) sizi Allah’ın yolundan ayırmasın. İşte ‘Allah, emirlerine uygun yaşayıp kötülüklerden sakınasınız’ diye size bunları emretti.” (EN’AM SURESİ-151-152-153)

“ (İnanmak için ne bekliyorlar?) Onlar mutlaka kendilerine (ölüm veya azap) meleklerinin gelmesini yahut Rabbinin (imha eden azabının) gelmesini ya da Rabbinden (kendilerini imana mecbur eden) bazı alametlerin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bazı alametleri geldiği gün, evvelce iman etmemiş veya imanında hayır kazanmamış hiçbir kimseye imanı fayda vermez. De ki: “Bekleyin (o alametleri)! Şüphesiz biz (de) bekleyenlerdeniz.”

Dinlerini (bir kısmını uygulayıp, bir kısmını uygulamaktan kaçınarak) parça parça edenler ve (şirk ve tâğûta mensup liderlerin, hevâ ve hevesleri uğruna dinde) grup grup ayrılanlar var ya, sen hiçbir şekilde onlardan değilsin (senin onlarla hiçbir surette alâkan yoktur). Onların işi Allah’a aittir. Sonra (Allah,) onlara yaptıklarını haber verecek (ve hesaplarını görecek)tir. Kim (Allah’a) bir iyilik (ve tevhid)le gelirse, kendisine onun on misli (sevap) vardır. Kim de bir kötülükle gelirse o, sadece onun dengiyle cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.

De ki: “Şüphesiz ben, Rabbimin beni doğru yola, dosdoğru bir din olan İbrahim’in Hanîf (tevhid) Dîni’ne ilettiği (bir kimse)yim. O müşriklerden değildi.”
De ki: “Benim namazım, (hac, umre, diğer) ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir.”
“O’nun hiçbir ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum. Ben (bu ümmette) müslümanların ilkiyim.” (EN’AM SURESİ – 158…163)
Allah (cc) bizi yolunda, şükründe, zikrinde, hüsn-i ibadetinde daim, din-i mübînine hizmette kaim eylesin. Ancak O'na dayanırız; ancak O'dan yardım dileriz. Amellerin eksikliğinden, nefislerin şerlerinden, her kötünün her türlü kasd ve kötülüğünden O'na sığınırız. O bize Kâfidir. Hasbunallahu ve ni'mel-vekil, ni'mel-mevlâ ve ni'mennasîr, gufraneke rabbenâ ve ileykel masîr.
Selam ve dua ile…

Haber var islah eder, haber var ifsad eder