Video Foto Galeri Yazarlar
30.5.2017 - Salı

Molla Suheyl

TEVHİDİ İKRAR EDENİN VASIFLARI

Haydi Müslümanlar kalplere sirayet eden bu hastalıkları kökten temizleyelim. Bu temizliği sağlayabilmek için işe evvela hep birlikte hep bir ağızdan(grupçuklarla değil) LA İLAHE İLLALLAH diyelim...

16 Temmuz 2016 12:20
A
a
Müslümanlar olarak her gün öyle bir kelimeyi defalarca söylüyoruz ki bu kelime bütün hayat anlayış ve algımızı değiştirmekte, en azından bu kelimeyi söyleyenlerin hayat anlayış ve algıları söylemeyenlerinkinden farklı olmakta. Eğer farklılık yoksa sorun kelimede değil sorun nefislerin kendisindedir. Evet bu derce hayati bir öneme haiz olan kelime bizleri izzetli ve şerefli kılan kelime-i tevhiddir.

Bu kelimenin kavram manası ve gramer özellikleri Müslümanlara malum olması mülahazasıyla bu özellikleri şimdilik zikretmekten ziyade bu kelimeyi söyleyenlerin (kimi bilerek kimi bilmeyerek) kabul ettikleri bazı hususları zikretmek daha uygundur.
 
Tevhîdî anlayışın ve yaşantının Kur’an'daki en güzel örneklerinden biri İbrahim (a.s)'ın kavmine tebliğidir. Kıssanın uzun olmasıyla birlikte temelde tevhid anlayışı kalplerde sebat ettirecek kadar kısmını zikretmek yeterli olacaktır.
 
Kur’an-ı Kerim'de İbrahim (a.s) ile ilgili ''Şüphesiz onlar (taptıklarınız) benim düşmanımdır ancak âlemlerin Rabbi başka O Beni yaratan ve bana hidayet edendir. Beni yediren ve içirendir Hastalandığım zaman bana şifa verendir. Beni öldüren (öldürecek) ve sonra diriltendir (diriltecektir)'' (Şuara 77-81) buyurmaktadır. Tevhidi izah için çok mükemmel bir 5. ayet ile karşı karşıyayız kısaca her ayetin izahı şöyledir;
 
Şuara Suresi 77. Ayette yer alan “Onlar (taptıklarınız) benim düşmanımdır ancak alemlerin Rabbi başka (müstesna)” sözündeki Tapmak, zillet haline bürünmek, itaat etmek ve kulluk etmek gibi manalar ifade eder. İbadet kavramı kulların yalnızca Allah'a tahsis etmesi gereken bir kavram olmakla beraber bu kavramın cüz’ü (mesela itaat etmek) dahi İslam’ın red ettiği hiçbir varlığa tahsis edilmez. Kâfire ve Tağuta itaat etmek gibi.
İtaat, İbadet ve kulluk edilecek bir tek ilah vardır. Bu hususa işaret eden bir ayet-i kerimede ''Sizin ilahınız bir tek ilahtır. O'ndan başka ilah yoktur ve O Rahman ve Rahimdir.' '(Bakara:163). şeklinde buyurulmaktadır.
 
Şuara Suresi 78. Ayet-i Kerime’den geçen, “Beni yaratan ve hidayet edendir” sözü ile de Tevhid akidesine sahip olan mü’minlerin kendilerini mutlak güç sahibi olan Allah'ın yarattığını bilip, yaratıcısını tanımakla mükellef olduklarına işaret edilmektedir. Ayrıca sadece insanı değil bütün mahlûkatı yaratan, sonsuz kuvvet ve kudret sahibi Allah Azze ve Celle'dir. Nitekim bu hususta ayette ''O herşeyi yaratandır. (وهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ)
Şeklinde bildirilmektedir (En'am: 101)
 
Yine bu ayette (Şuara 78) öğrendiğimiz yaratıcı, yarattıklarını sadece yaratmamış, birde yarattıkları içerisinde teklife muhatap olanlara şükür ve küfür yollarını göstermiş, şükredenlere hidayetini vasıl edip akıbetlerini güzelleştirmiştir.  Ve hidayet edici olan ise yalnız ve yalnız Allah Azze ve Celle'dir.
 
Şuara Suresi 79. Ayette geçen “Beni yediren ve içirendir.” Sözü ile de, Tevhid akidesine sahip olanların rızık endişesi taşımayacaklarına işaret edilmektedir. Çünkü yediren ve içiren, noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah Azze ve Celle olunca yedirme ve içirme noksansız olacak demektir. Rızkın Allah'a ait olduğunu وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِي الأَرْضِ إِلاَّ عَلَى اللّهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَا كُلٌّ فِي كِتَابٍ مُّبِينٍ "Yeryüzünde  hiç bir canlı yoktur ki rızkı Allah'a ait olmasın." (Hud: 6) Ayeti Kerimesi en güzel şekilde izah etmektedir. Yine bu ayetten anlaşılan sadece insanların değil tüm canlıların   rızkı Allah tarafından eksiksiz ve tam olarak verilmektedir.

Şuara 80. Ayetindeki “Hastalandığım zaman bana şifa verendir” emr-i ilahisi ile insanın tabiatı ve fıtratı itibariyle sıhhat ve maraz durumlarıyla muhatab olduğuna, Eğer İnsan sıhhat açsından rahatsızlanırsa veya kendi sıhhatine dikkat etmeyip maraza düşerse, onun marazını (hastalığını) giderecek olan tek kudret sahibinin, her şeye güç yetiren Alla Azze ve Celle olduğu ifade buyurlmaktadır.
 
Şuara 81.Ayette buyurulan; “Beni öldüren (öldürecek olan) ve sonra beni diriltendir (diriltecek olandır.) sözü ile İnsanın tepeden tırnağa yaratılışının Allah Azze ve Celle'nin kudretini simgeleyip durduğuna ve bunlara ilaveten var olan bedenlerimizi canlı tutması ve bedenlerimize hayat vermesi de Allah Azze ve Celle'nin gücünün, kuvvetinin, kudretinin sınırsız olduğunu işaret edilmektedir. Sınırsız güç ve kudret sahibi olan Allah dilediğini dilediği zaman öldürür diriltecek olandır.
 
Şimdi bütün bu hususların tamamını tek çatı altında toplarsak bu kıssada anlatılan Tevhid akidesine sahip olmuş oluruz şöyle ki;
 
Mahlûkatı yoktan var eden ve yine dilediği zaman yok etmeye kadir olan, Allah Azze ve Celle'ye ibadet, yaratılanın üzerine Allah'a karşı borçtur. Yine Allah dışında ilah olarak kabul edilen her ne varsa (put, resim, insan, hayvan, sistem, kanun, tağut) hepsini reddetmekte yine kulun borcudur. Ve kul bunlara düşman olmak zorundadır. Düşmanlık bunları yok edinceye kadar devam edecektir. Yine kula düşen yaratanını tanıyıp O'na karşı şükür yolunu tutup O'ndan hidayeti talep etmektir. Yaratılan rızkından endişeye düşmemeli yeter ki rızkın temin yollarının helalleriyle meşgul olmayı bilsin, insanı yaratan Allah, insanda zuhur edecek azaları tedavisini de şifasını da yaratmıştır. Dolayısıyla kimseye muhtaç olma söz konusu değildir. Yeter ki tedbirinin ne olduğunu bilsin

Kısaca kıssadan çıkarabileceğiniz cümleler bunlardır. Kapladığı alan az ama mahiyeti ve muhtevası çok fazla olan bu cümlelere ilave edilmesi gereken diğer husus ise korkusuzluktur. Evet. Tevhidi ikrar edenler korkusuzdurlar. Çünkü Tevhidi ikrar edenler başlarına ne gelirse gelsin tamamının Allah'tan olduğunu bilir ve Allah'ın dileyeceği dışında hiç bir şeyin kendisine isabet etmeyeceğini de bilir. Ayet bu durumu çok net izah etmektedir:
 قُل لَّن يُصِيبَنَا إِلاَّ مَا كَتَبَ اللّهُ لَنَا هُوَ مَوْلاَنَا وَعَلَى اللّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ
 "Deki; Allah'ın yazdığından gayrı hiç bir şey bize isabet etmez" ( Tevbe:51)

Yukarıda belirttiğimiz ayet-i Celilelerden çıkartacağımız önemli dersleri maddeler halinde anlatacak olursak;

1.     Tevhidi ikrar eden, sadece ve sadece Allah'ın hükümlerine boyun eğer. Allah'tan ve Allah'ın itaat edilmesi emrettiklerinden başka hiçbir güce, otoriteye itaat etmez. Eğer ediyorsa Tevhidi iyi anlamamış veya Tevhidden bihaberdir.
 
2.      Tevhidi ikrar eden, Allah'ın tek yaratıcı olduğuna inanarak, Allah'ın hayır ve şerri yaratığını bilip, Allah'ın hayırdan ğayrısını murad etmeyeceğini bilecektir. Allah'ın hayrı murad etmesi kullara hidayeti ihsan etmek içindir, şerri murad etmek delaleti gerektirir ki Allah Azze ve Celle'nin şanına bu durum yakışmaz. Zira bu zulümdür. Ayette bu durum "Allah Azze ve Celle alemler için zulmü murad edici değildir. (Ali imran 108) emr-i ilahisi ile ifade edilmiştir. Allah hayrı murad eder, zulmü murad etmez. Hayra meyledeni hidayette hidayetle şereflendirir, zulme meyleden ise delalet ile kendisini alçaltmıştır. Allah hayrı kolaylaştırır şerri zorlaştırır.
فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرَ “O zaman Biz ona, kolaylık sağlayacağız.” Leyl: 7
وَأَمَّا مَن بَخِلَ وَاسْتَغْنَى “Ve fakat kim cimrilik etti ve kendini müstağni  gördü ise.”  Leyl: 8
وَكَذَّبَ بِالْحُسْنَى  “Ve en güzeli de yalanlarsa,” Leyl:9
فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرَى Biz de onu en zora hazırlarız.” Leyl: 10
 
3.      Tevhidi ikrar eden kişi, rızkın Allah'a ait olduğunu, dilediği kulunu dilediği şekilde rızıklandıracağını, dilediğini zengin ederken dilediğini fakir bırakacağını bilir. Nihai olarak kul, Allah'ın insanlar için yarattığı rızıkların temiz olanlarından arama çabası içerisinde olmak zorunda olduğunu bilir. Zira ayette " İnsan için çabaladığının karşılığından başkası yoktur. Yüce Rabbimiz Necm Suresi 39. Ayet-i celile’de وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَ Ve insan için, çalışmasından başka bir şey yoktur.” diye buyurarak çabasız rızık elde edilemeyeceğini de belirtmiştir. Hiç kimse rızık endişesiyle (çocuğu besleyemem kaygısı ile) çocuğu öldüremez, evlilikten geri kalamaz, ikram etmekten kaçınmaz. Ayrıca hiç kimse rızık endişesiyle gayrı meşru olan Allah'ın neyhetmiş olduğu şeylere meyletmez edemez.


4.      Tevhidi ikrar eden kişi, muarız olan her marazın şifasının Allah'tan olduğunu bilir. Şifa arama ümidiyle şirke bulaşmaz. Zira insanın, taşın, bitkilerin, habın, şurubun şifa vermesine inanmak şirktir. Bunlar sadece vesiledir. Şifa yalnız Allah'tandır bir başkasının veya herhangi bir mahlûkun şifa verdiğine inanan Tevhidden çıkıp şirk necasetine bulaşmıştır.


5.      Tevhidi ikrar eden kişi, bilir ki ölüm ve hayat yalnız ve yalnız Allah'ın elindedir, Allah'ın izniyledir. Allahın kullara takdir ettiği ecel ne ileri sarar ne de geri kalır. Ecel tam vaktinde vuku bulur. Kimse kimseye hayat veremeyeceği gibi kimse kimseden hayat da almaz. Tüm ölüm olayları kainatın Allah tarafından tayin edilmiş tabii kuralı olan,sebeplere binaen vuku bulmaktadır. Yani anlaşılması gereken şey herkes eceliyle ölür. Eceli gelmeyen zaten ölmemiştir.


6.      Ve tevhidi ikrar eden kişi, Allah'ın dışında hiçbir kimseden, güçten, otoriteden, varlıktan korkmaz. Zira O'nun tüm kâinatı yoktan var eden bir ilahı var iken başkasından korkması gerekmez. Bu durum ayette şöyle bildirilir. فَلاَ تَخْشَوُاْ النَّاسَ وَاخْشَوْنِ "İnsanlardan korkmayın benden korkun." (Maide 44) ve أَلَيْسَ اللَّهُ بِكَافٍ عَبْدَهُ وَيُخَوِّفُونَكَ بِالَّذِينَ مِن دُونِهِ وَمَن يُضْلِلِ اللَّهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ " Allah, kuluna yetmez mi? Seni O’ndan (Allah’tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur. (Zümer:36) Allah Tevhidi ikrar eden kuluna kafidir. Dolayısıyla o kulun hissedeceği korku yalnız Allah'tandır. Yani Tevhidi söyleyen hiç bir kul ondan bundan korkarak ondan bundan çekinerek Allah'ın yolunu terk etmez ve bu yoldan taviz vermez.
 
Mal- mülk kaygısının geçersiz olduğu rızk meselesinde izah edildi peki çoluk-çocuk kaygısı nasıl olacak denirse işte cevap: إِنَّمَا أَمْوَالُكُمْ وَأَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌ وَاللَّهُ عِندَهُ أَجْرٌ عَظِيمٌ  "Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükâfat ise Allah'ın yanındadır.” (Teğabun 15)
 
Tüm meselenin özeti şöyledir;
   
Tevhidi ikrar edip sebat gösteren kişi;
 
1.      Allah'tan başkasına tapmaz, tek ilahı vardır o da Allah.
2.      Allah'tan başka ibadet edenlere düşmandır.
3.      Kendisini yaratanın kendisinden istediğini yapmak için mücadele eder
4.      Rızkı verenin Allah olduğunu bilmesi, rızk endişesinden kendisini alıkor.
5.      Medet umacağı tek merci Allah'tır.
6.      Korkusuzdur, cesurdur zira bilir ki Allah'ın dilediğinden başkası kendisine isabet etmez. Malın ve evladın bir fitne aracı olduğunu bildiği için bu şekilde saplantılara girip Allah'ın yolundan geri kalmaz
        
Dolayısıyla eğer hal böyle değilse söylenen söz kalbe sirayet etmemiştir. Kalp hastalığı mevcuttur. Haydi Müslümanlar kalplere sirayet eden bu hastalıkları kökten temizleyelim. Bu temizliği sağlayabilmek için işe evvela hep birlikte hep bir ağızdan(grupçuklarla değil) LA İLAHE İLLALLAH diyelim...

 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder
Adana Oto Kiralama Hatay Araç Kiralama Hatay Oto Kiralama