Video Foto Galeri Yazarlar
30.5.2017 - Salı

Molla Suheyl

TALUT’UN ORDUSU

İnsanlara müjdeciler ve korkutucular olsunlar diye peygamberler gönderen Allah (c.c) peygamberler zincirini Hz. Âdem’le başlatıp Hz. Muhammed (s.a.v) ile nihayete erdirmiştir. Bu durum bize insanoğlunun ilk gününden itibaren hak ve batıl mücadelesinin içerisinde olduğunu gösterir.

22 Eylül 2015 17:11
A
a
İnsanlara müjdeciler ve korkutucular olsunlar diye peygamberler gönderen Allah (c.c) peygamberler zincirini Hz. Âdem’le başlatıp Hz. Muhammed (s.a.v) ile nihayete erdirmiştir. Bu durum bize insanoğlunun ilk gününden itibaren hak ve batıl mücadelesinin içerisinde olduğunu gösterir. Şöyle ki; her peygamberin temel vazifesi “insanlara Allah (c.c)’a gereği gibi kulluk ederlerse ahirette cenneti müjdelemek ve Allah (c.c)’a kulluktan yüz çevirilerse ahirette cehennemin var olduğunu söz konusu ederek korkutmaktır.” Müjde hakkın safında olanlara verilirken korku batılın safında olanlara verilir. Dolayısıyla ilk günden günümüze kadar bu mücadele süregelmiştir.
 
            Peygamberlerin görevlerini bihakkın yerine getirdiklerinden hiçbir şüphe yoktur. Peygamberlerin bir kısmının görevlerini ifa ederken karşılaştıkları batıl ile nasıl mücadele ettiklerinden Kur’an, yeteri kadar ibret ve ders alabilmemiz için ince ayrıntılara değinerek bizleri bilgilendirmektedir. Kimi Peygamberlerin batıl ile mücadeleleri kimilerinden daha zorlu olmuştur. Bizler yeni bir Peygamber beklemediğimiz için evvela en zorlu mücadeleyi veren peygamberlerin kıssalarını çok iyi anlamayız. En zorlu mücadele Ulu’l Azm (azimet sahibi) denilen beş yüce Peygamberdedir. Bunlar Nuh (a.s), İbrahim (a.s), Musa (a.s), İsa (a.s) ve Hz. Muhammed (s.a.v)’dir.
 
            Kur’an kıssa olarak en çok Musa (a.s)’dan ve Musa (a.s)’ın görevini yerine getirmek için gönderildiği israiloğullarından bahseder. Bu yazının konusu da bir zaman israiloğullarına melik olan Talut’un Calut ile mücadelesidir. Bu kıssa, içerisinden çok büyük ibretler çıkaracağımız bir kıssadır. Bu kıssa bize, hakkın batıla galibiyetinin formüllerini (hikmetlerini) öğretir. Bu hikmetlere bu ümmet daha önce hiç bu kadar muhtaç olmamıştır. Hak ehli hak olandan hikmeti hak etmeyi ihmal etmesin diye ilim ehli hikmetleri anlatmak için kaleme sarılmaya başlamalıdır.
 
            Hemen hemen bütün tefsirlerde teferruatıyla bildirilen bu meseleyi özetle izah edecek olursak, Musa (a.s) zamanında israiloğulları Allah’ın emrine nankörlük ederek Allah’ın fethetmelerini istediği Filistin topraklarını Yuşa (a.s) zamanında Allah’ın izniyle fethetmişlerdir. Bundan da yaklaşık bin yıl gibi (bazı rivayetlerde daha az) bir süre sonra başlarında Calut’un bulunduğu Amelika kabilesi israiloğullarını yine bu (filisitin) topraklarda mağlub edip onları yurtlarının bir kısmından sürüp çocuklarını esir etmişlerdi. Bu durum karşısında israiloğulları Peygamberleri İşmoile ( bir rivayette Şem’un bir başka rivayette ise Samuel) “bize bir melik tayin et de bizi yurdumuzdan sürüp evlatlarımızı esir eden kavme karşı savaşalım” dediler. Peygamberleri ise onlara üzerinize savaş yazılırda savaşmaktan yüz çevirirseniz? Deyince onlar “biz yurtlarımızdan çıkarıldığımız ve evlatlarımız esir edildiği halde nasıl savaşmayız?” Diyerek azimlerini dil ile ifade etmeye çalıştılar. Hulasa savaş yazıldı ve onlar savaşmaktan -azı müstesna-  yüz çevirdiler.
 
            Allah (c.c) onlara Talut’u melik olarak gönderdi ve Taluttaki hükümdarlık vasıflarını Kur’an’da ilmen ve cismen yeterli olmakla bildirdi (bu aynı zamanda yöneticide olması gereken vasıfların bize öğretilmesidir.)
 
            Talut seksen bin kişilik orduyla Calut ve devasa ordusunun üzerine yürüdü zorlu bir yolculuk olduğu tefsir kaynaklarımızda teferruatıyla yazılı olmakla beraber Kuran bu yolculukta Talut ve ordusunun sadece, bir nehir ile imtihan edilmesinden bahseder. Bu imtihan; uzunca bir yaz yolculuğunda karşılarına çıkan nehirden bir avuç sudan fazlasını içmemektir.
 
            Azı müstesna çoğu susuzluklarını giderene kadar içtiler. Nihayet Calut ve ordusuyla karşılaştıklarında Talut ve ordusu 313 kişi kalmış idi. Karşılarında ki ordu ise 200–300 binlik devasa bir ordu idi. Bu devasa ordunun karşısındaki az sayıdaki Mü’min taife, karşılarında orduyu gördüklerinde;
             
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
           
“Rabbimiz üzerimize sabır dök (yağdır) ve ayaklarımıza sebat ver ve kâfirlere karşı bize yardım et.”(Bakara Suresi: 250) Şeklinde dua ettiler.
 
Ve Allah (c.c) ihlâslı ve samimi olan az sayıdaki kullarının duasına icabet edip Calut ve devasa ordusunu 313 kişiden müteşekkil muhlis Mü’min taife karşısında hezimete uğrattı. Yani akıbet muttakilerin oldu Allah’ın izniyle.
 
            Kıssa özetle budur. Bu kısa Kur’an’da Bakara Suresinin 246-251. ayetleri arasında aktarılmıştır.
           
            Elbette amaç her tefsirde okunabilecek bir kıssayı kaleme almak değildir. Burada amaç bu kıssadan almamız gereken ibretlerin ve öğrenmemiz gereken hikmetlerin bazılarını izah edebilmektir. Bu ibret ve hikmetleri şöyle sıralamak mümkündür.
 
1- Hak Teala bizleri söylediğimiz sözlerden imtihan eder. Nitekim israiloğulları ardından savaşacakları bir melik istediler. Ve melik (Talut) onlara geldiğinde ardından savaşmadılar. Burada ibret alamız gereken şey söylediğimiz sözlerin hesabının olacağını unutmamaktır.
 
2- Bir insanda emirlik vasıfları bulunduğunda (elbette bunun tespitini cahiller ve ilimden nasibini alamayanlar değil bilakis ilim ehli yapacaktır tabi bu tespitte nefsin dizginlenmesi çok önemlidir) itaat etmek gerekir. İtaatten dönmekte azabı getirir.
 
3- Hak ile batıl mücadelesinde sayının hiç ama hiç önemi yoktur. Zira kıssada bu durum açıkça görülmektedir. Ayrıca az toplulukların çok topluluklara galip gelme vakası tarihte azımsanmayacak kadar çoktur.
 
4- Son olarak çıkarılabilecek ve önemli hikmet ve ibret ise İslam Cemaatinin her an imtihanlarla karşılaşacağıdır. Talut ve ordusunun nehir ile imtihan edilmesi gibi. Bu imtihanlardan kimileri hezimetle kimileri ise muvaffakiyetle çıkar. Burada önemli olan imtihanda başarılı olanlar, başarısız olanları görüp ümitsizliğe kapılmamalıdır. Kıssadaki geriye kalan 313 kişinin sebat etmesi gibi. Yani İslam Cemaati içerisinde tefrikaların ve parçalanmaların vuku bulması bize ümitsizlik değil bilakis hedefe kavuşma azmi aşılamalıdır.
 
            Zamanımızda da İslam Cemaatinin gerek tağutlardan gördüğü aşırı baskı ve zulüm karşısında ve gerekse de ilahlaşmaya yüz tutmuş nefislerin kışkırtmaları ve fitnesi neticesinde bölünme ve parçalanma gibi durumlarla karşılaşması Allah (c.c)’ın imtihanıdır. Sakın ha sakın bu imtihanda parçalanan tarafta yer alarak ikâbı hak edenlerden olmayın ayrıca bu imtihanları hayra tevil etmek gerekir. Şöyle ki Enfâl Suresinin 37. ayetinde “Allah’ın kirliyi temizden ayırması” şeklinde bildirilen ayet bu durumu çok iyi izah eder.
 
            İmtihanların en tehlikelilerinden biri emirlik hususunda ortaya çıkan yersiz anlaşmazlıklardır. Bu anlaşmazlıklarında temel nedenleri kavrayış zayıflığı ve nefislerin yeteri kadar terbiye edilmemiş olmasıdır.
           
Muhterem Müslümanlar yeminle söylüyorum ki emirlik ve itaat hususunda tartışma ve bölüşme vakti değildir. Tüm Müslümanların malumudur ki tağuti güçlerin her geçen gün ittifaklarını arttırıp Müslümanları dünya üzerinde tamamen etkisiz kılmak için çabaladığı şu dönemde, İslam Cemaatinin bu tür tartışma ve bölüşmelerle meşgul olması kadar usulsüz, yanlış, hata ve vebale sebebiyet veren bir durum söz konusu değildir. Yine yeminle söylüyorum ki şu zaman baş olma zamanı değil, zayıf da olsa bir başa sağlam bir gövde olma zamanıdır. İllaki birileri bütün bir bedenden kol, bacak, el, ayak v.s. bir yeri koparacaksa şunu iyi bilsin ki başsız hiçbir uzuv canlılığını muhafaza edemez. Ama elsiz ayaksızda olsa bu beden canlılığını muhafaza eder. Ve hatta Allahu Azimuşşan İslam Cemaatine gören göz, işiten kulak ve yürüyen ayak olmakla destek verecektir.
 
Son sözüm aslımızı unutmayıp aslımıza dönelim. Allah’ın ipi olan Kur’an’a, Kur’an’ın hükümlerinin ihyası için mücadele eden İslam Cemaatine sadakat ve samimiyetle bağlı kalalım…
           
Rabbim hakkı hak bilip hakka ittiba eden, batılı batıl bilip batıldan ictinab eden kullarından eylesin. 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder
Adana Oto Kiralama Hatay Araç Kiralama Hatay Oto Kiralama