Video Foto Galeri Yazarlar
30.5.2017 - Salı

Musa YILDIZ

ŞUBATIN ŞAHİTLİĞİ

Yaşamımız boyunca yaptığımız her şey ahirette ya lehimize ya da aleyhimize olacaktır. Lehimize olacak olanlar cennetimize, aleyhimize olacak olanlar ise, -Allah muhafaza- cehenneme girmemize sebebiyet verecektir.

27 Şubat 2017 14:09
A
a

Hamd yerleri, gökleri ve içindekileri bir düzene göre yaratan, bu düzenin sağlanması adına kitaplar ve peygamberler gönderen, gönderdiği şeriatlarla bütün yönetim sistemlerine meydan okuyan, kendi şeriatını hâkim kılmak için küffarı kıskandıracak şahsiyetler ortaya çıkaran, bu şahsiyetleri gönüllerimize sevdiren, kalplerin ve akılların gerçek sahibi olan Allah’a olsun.

Salât ve selam O’nun nebisi olan, elçilik görevini hakkıyla yerine getirip, yirmi üç yıllık peygamberlik görevi boyunca tarihe damgasını vuran âlimler, davetçiler ve mücahitler, yetiştiren, en büyük örnekliğimiz olan Allah’ın Resulü Muhammed’e (s.a.s), âline ve onun seçkin ashabına olsun.

Yaratılış amacımızın bir gerekliliği olarak bizler yerlerin, göklerin ve onun içindekilerin rabbi olan Allah’ın, melekler aracılığıyla indirdiği kitaplarına iman edip bizler için seçtiği dini, hayatımızın merkezine alarak Allah’a ulaşmayı başarabilmeliyiz. Bizlere verdiği nimetlerin şükrünü de, o nimetlerle Allah’a ulaşarak yerine getirmeliyiz.

Yaşamımız boyunca yaptığımız her şey ahirette ya lehimize ya da aleyhimize olacaktır. Lehimize olacak olanlar cennetimize, aleyhimize olacak olanlar ise, -Allah muhafaza- cehenneme girmemize sebebiyet verecektir. O halde ne yapmalı ey kardeşlerim ? Allah’ın verdiği nimetler ile O’na mı ulaşmalı, yoksa o nimetler ile şeytanı mı takip etmeli ?

Gözlerinizi gezdirip bir yeryüzüne sonra da, başınızı kaldırıp bir de gökyüzüne bakar mısınız? Dağları, taşları, denizleri, yerleri, gökleri, bulutları, yıldızları, cinleri, insanları ve bütün evreni kusursuz bir şekilde yaratan bir ilahın, bizlere muhtaç olabileceğini düşünebilmek mümkün müdür? Vallahi vallahi değildir! İnsanların kendi ölümlerine hükmedememeleri, bunun en basit bir göstergesidir.

“İşte Rabbiniz olan Allah budur. O’ndan başka ilah yoktur. Her şeyin yaratıcısıdır, öyleyse O’na kulluk edin. O her şeyin üstünde bir vekildir.” (En’am 102)

Bu nedenle şu gerçekliği tekrardan aklımızla düşünüp, duygularımız ile hissedelim. Bizleri yaratan, bize muhtaç değil bilakis, bizler ona muhtacız. O halde eğer cennete girme adayı olmak istiyorsak, Allah’ın dinini yükseltmeye vesile olmak zorundayız. Cennete ulaşmanın farklı yolları vardır. Bu yolların en güzeli ise şüphesiz ki şehadettir.

Endişemiz, İslam’ın hakim olmayacağı korkusu değildir. İslam, elbet hakim olacaktır. Endişemiz, sadece kiminle olacağıdır. Gönlümüzü inciten bir korku olmalı. Rabbimizin, dininin yükselmesinde vesile olarak başkasını, bize tercih etmesinden endişelenmeliyiz. Düşünsenize rabbiniz dininin yükselmesinde vesile olarak başkasını, size tercih ediyor...! İşte bu endişe ile yaşayanlar, tarihe damgasını vurarak büyük bir örneklik sergilemişlerdir. Ölümlerin en güzeli olan şehadet ile rablerine ulaşmışlardır.

Şubat ayı, bir şehadet ayıdır. Sizlere şubatın şahitliğinden bahsetmek istiyorum. Bu ayda ruhunu, yolların en güzeli olan şahadet yolu ile ulaştıranlardan, Allah’ın dini yükselsin diye canını ortaya koyan şehitlerden bahsetmek istiyorum.

Öncelikle 2 Şubat 1982 Hama katliamını hatırlatmak istiyorum. Suriye rejimi bu ayda kimyasal silahlar ile 40 bin Müslüman’ı acımasızca katletti. Günümüzde bu katliamlar halen de devam ediyor...

4 Şubat 1926’da İskilipli Atıf Hoca, istiklal mahkemesince şapka kanununa karşı çıkıp şapka takmadığı için haksız bir şekilde yargılanıp idam edilen bir alimdir. Son sözünde ise: “Katil ve zalimlerle mahşerde hesaplaşacağız” dedi.

12 Şubat 1949’da İhvanı Muslimin cemaatinin önderi olan Hasan El Benna, suikastta uğrayarak şehit( inşallah) edildi. “Yarınlar yorgun olanların değil, rahatından vazgeçenlerindir.” diyerek rahatından vazgeçip yarınlara ilham kaynağı oldu.

21 Şubat 1962’de Amerika’da, kendisini tehdit olarak görenler tarafından suikasta uğrayarak şehid(inşallah) edilen bir şahsiyet, Malcolm X diğer adıyla El Hacı Malik El Şahbaz. Kendisi “ En iyi nasihat örnek olmaktır” diyerek bu yolda canını ortaya koydu. Böylece en iyi nasihatini şehid(inşallah) olmakla verdi. Aynı şekilde “Size beğeneceğiniz şeyler söylemeye gelmedim. Beğenseniz de beğenmesiz de size hakikati söylemeye geldim.” diyerek hakikat uğrundaki bedeli, şehid olmakla ödedi.

23 Şubat 1979 faşistler tarafından Cuma namazı çıkışında suikasta uğrayan bir şehit(inşaallah), Metin Yüksel. “Şehadet bir çağrıdır tüm nesillere ve çağlara” diyerek şehadeti ile bir çağrı yaptı gönüllerimize…

25 Şubat 1994’de Filistin’nin Halil kentinde sabah namazı esnasında, İsrail ordusunda subay olan bir Yahudi tarafından ateş açıldı ve netice olarak sonradan hayatını kaybeden yaralılarla birlikte toplamda 87 müslüman şehid oldu.

Evet, şubat ayının şehadet takvimi bu şekildeydi. Onlar, yolcusu olmak istedikleri yolun hakkını, canlarını ortaya koyarak verdiler. Allahın dininin yükselmesi için neticesi zafer olacak bir seferin seferbercisi oldular. Bizim de beklentimiz, sefersiz bir zafer olmayacaktır.

“ Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyin. Aksine onlar diridirler fakat siz hissetmezsiniz.”
Şehidin öyle bir saygınlığı vardır ki, cesedine bile ölü dememizi yasaklıyor Allah’u Teâlâ.

Evet değerli kardeşlerim. Şehadete hasret yürekler, yüreklere de hasret cennet(huriler) vardır.
Bize, cennete uçuracak bir şehadet gerek. İlmin ardındaki şehadet,yani bize; neticesi Allah’a ulaştıracak bir şehadet gerek.

Unutmayalım ki ; bizler zaferden değil seferden sorumluyuz.

Şimdi de kendimize şu soruyu sormanın zamanı geldi: Her şeyimizi verir miyiz gerçekten, yolcusu olmak istediğimiz yolun?

Son olarak " şehadet en büyük aşk şehid en büyük aşıktır " sözü ile veda edelim.

Selam ve dua ile...


Haber var islah eder, haber var ifsad eder
Adana Oto Kiralama Hatay Araç Kiralama Hatay Oto Kiralama