Video Foto Galeri Yazarlar
21.1.2017 - Cumartesi

Şahımerdan SARI

SİYASET

“Gerçekten Allah (c.c) size emanetleri ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah siz3e ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah herşeyi işitici ve her şeyi görücüdür.”(1)

16 Mayıs 2014 22:53
A
a

SİYASET

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمْ

“Gerçekten Allah (c.c) size emanetleri ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah siz3e ne kadar güzel öğütler veriyor!  Şüphesiz Allah herşeyi işitici ve her şeyi görücüdür.”(1)

Rasulullah (s.a.v.) “Takvaya yapışınız ve başınızdaki siyah bir köle dahi olsa itaat ediniz. Zira siz benden sonra şiddetli bir ihtilafı göreceksiniz. Onun için benim ve Raşid halifelerimin sünnetine sarılınız.”(2)

Başka bir hadis-i şerifte: “Konuşulan sözlerin en hayırlısı Allah’u Teâla’nın kitabıdır. Yolların en güzeli Muhammed (s.a.v.)’im yoludur. Bidatler ve sapıklıklar ise sonradan din namına ihdas edilen (dine sokulmak istenen) dinde mesnedi olmayan asılsız şeylerdir.”(3)

Siyaset-SASE- kökünden gelen bir mastardır. Lugât manası idare etme şekli ve işidir. Siyaset; alemin nizamı ve alemin edebidir.(4) Siyaset, bir işi gözetme, devlet idaresi, idare, ve diplomasi gibi şeylere denilir. (5) Kitaplarda buna benzer daha çok ma’nalar verilmiştir. İstilahi ma’nasıyla; halkı irşad ederek maslahat ile dünya ve ahiretin kurtuluşuna ileten yoldur. Bu da Peygamberlerin yoludur. Bu siyaset, hususi, umumi, zahiri ve batınidir. (6) Müfredat, Cemi’ür-Rumuzy Bahrur-Raik (Kitabul-Hudud’un sonunda) kendileri de bu şekilde tarif etmişlerdir. Toplumlar içinde resmi olarak tarif olunan siyaset; adaba riayet, maslat ve malların intizamı için konulan kanundur. Ebul Bekâ’nın küliyatında muhakkak mutlak siyaset, halkın islahıdır ki ; halkı irşad ile dünya v ahiretin kuruluş yoluna iletmektedir.

Siyaset iki kısımdır: 1) Siyaset-i Adile 2) Siyaset-i Zalime

1- Siyaset-i Adile: Hakkı zalimin elinden almaktır. Bu şarttır. Bundan dolayı, şeriatı bilen buna ancak vakıf olabilir. Şeriatı bilmeyen buna vakıf olamaz. (7) Zira bu peygaberin siyasetidir ki, buna mutlak siyaset denilir. Çünkü bu siyaset tüm Halka ve bütün hallerde ifrat ve tefritten halidir. Buna kamil siyasette denilir.

2- Siyaset-i Zalime: Halkın haklarına zıt olup şeriatın haram kıldığı siyasettir. Bu siyaset ifrat ve tefritten hali değildir. (8) Bazıları ümerâ ve sultanların siyaseti sadece dünyayla alakalı amel ve ahvalı, halkı düzenlemekten ibarettir demişlerdir. Bazıları da yunanca olan (politica) politika (9) ki, buda sosyal ve siyasal işlerin düzenlenmesidir. Bununla eşdeğer kabul etseler de bunların hiçbiri adeli değildir. Siyaset-i adile olmayan bütün siyasetlerde birer siyaset-i zalimedir.

Allah’u Teâlâ (c.c) kendi katında kabule şayan tek din olan islamı bütün insanlığın kurtuluşu için nazil etmiştir. Bu din bütün insanlığın hayatını fert ve toplum olarak düzenleyerek yegane nizamdır. O nizamı, hayata hakim kılmak ve hakim olduğunda onu icra etmek için Hz. Muhammed (s.a.v.) Allah tarafından seçilmiştir ve tayin edilmiştir. İşte her halükarda onun takip ettiği yol ve metod siyaset-i adiledir. Hülefa-i Raşid’in aynı yolu takip etmiştirler. (ra). Bu yol ve metodun dışında kısmen dahi olsa çıkanların siyasetlerine adil siyaset veya adil düzende denilse siyaset-i zalimedir.

Tevhid-i hareketler hiçbir zaman tağuti resmiyetlerle teşkilatlanmamıştır. “Nitekim Hz. Adem (a.s)’dan itibaren tevhid mücadelesi aynı siyaset üzerinde devam etmektedir.”(10) Hz. Muhammed (s.a.v.) döneminden kıyamete kadar da aynı yol (siyaset) üzerinde devam edecektir.

İslamın siyaseti mucibince sistem külliyen ahkam-ı şeriat ve adirî merkezi elinde tutanların da Müslüman olmaları şarttır.”(11) Hem de bu idarî merkezleri elinde tutanların yani idare edenlerin alim olmaları da gerekiyor. İşte Allah Teâla (c.c) “Allah’a itaat edin, Resulüne itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de …ilh”(12) diye buyurmuştur. Buradaki emir sahiplerinden murad; hemen hemen tüm müfessirler alimlerdir görüşüne yer vermişlerdir.

“Çünkü Ulul-emr’le murad ümmetten ehli-i hal ve akiddir. Yahud ulu-emr’lemurad Ûlema’dır. Çünkü erbâb-ı şeriât olduklarından reis-i Hükümetin bile umuru dinde Ûlema’ya itaatı vaciptir.”(13) demişlerdir.

Esasen islam dini nasıl Allah tarafından nazil olmuş ilahi bir din ise, bu dinin hayata hakim olması ve hakimiyetini devam etmesi için takip edilecek yolunda (metodada) aynı şekilde ilahidir. Bu metod Allah (c.c) tarafından ilahi olarak Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’e emanet olarak verilmiş, bildirilmiş ve ondan bize emanet edilmiştir. Hiç bir kimse ve kitlenin, hiçbir zaman ve mekanda onu şartlara göre değiştirme yetkisi yoktur. Allah Rasulü kendi yaşadığı zamanında hangi siyaseti takip etmişse bugün yaşamış olsa yine aynı siyaseti takip etmek zorunda ve takip edecekti. Çünkü O Allah’u Teâla (c.c)’nun elçisi ve Allah Teâla onu kıyamete kadar gelecek olan tüm insanlığa örnek ve rehber olarak göndermiştir. Zira Allah’ın Rasulü’de ancak Allah’ın yoluna da’vet etmiştir. Kendiliğinden bir yol ihdas etmemiştir. Yüce Allah’ın: “Şüphesiz ki, bu benim dosdoğru yolumdur. Ona uyun.” (14) Allah (c.c)’nın buyurmuş olduğu bu yol Rasulullah’ın takip etmiş olduğu yoldur.

Allah Rasulü’de şöyle buyurmuştur: “Ümmetimden bir taife daima Allah’u Teâla’nın emrine bağlı kalacak. Kendilerine muhalefet edenlerde onlara zara vermeyecektir. (veremeyecekte) (15)

Allah Teâla (c.c) bizi bu yolda yürüyenlerden, ve Allah’ın emrine bağlı kalanlardan eylesin.

KAYNAKLAR:

1- Nisa Süresi a:58

2- İbni Mace c:1, sh:16

3- İbni Mace c:1, sh:17

4- Ahteri Kebir:425

5- B.Türkçe Sözlük D.Mehmed Doğan s:1002

6- Keşşaf (Kamus) ıstılahatül Funun M.Ali Tatavani c:1, sh:664

7- Keşşaf (Kamus) c:1, sh:665

8- İbn-i Abidin c:8, Sh: 186

9- Sosyal Bilimler Ans. c:3, sh:423

10- Fıkh-ı Meseleler c.1, Sh.187 Y.Kerimoğlu

11- El-Hıdaye İmam-ı Merginanı c.1 sh.199

12- Nisa Süresi a.59

13- Hülasatül Beyan M.Vehbi c.3, s.956

14- En’am Süresi Ayet.153

15 Sünen-i İbn-i Mace c.1,  Sh.5

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Haber var islah eder, haber var ifsad eder