Video Foto Galeri Yazarlar
23.3.2017 - Perşembe

Molla Suheyl

ŞİALAŞTIRMA OYUNU

Hulasa Ehli Sünnet olunuz, Bidat ehlinden ise beri olunuz. Rabbim kendisine karşı gelmekten sakınanları kurtuluşa eriştirecektir. Bu fitnelere karşı uyanık ve dirayetli olunuz. Rabbim bizleri rızasına uygun yaşayıp, ölenlerden eylesin.

16 Temmuz 2016 16:40
A
a

 
Son zamanlarda yazılı olarak bana ulaşan haberlerin bir çoğunda Kendince Muvahhid müslüman olduğunu iddia eden bazılarının şialaştırma politikası içerisinde olduğunu duyup çokça üzülüyorum. Ve diyorum ki Ne oluyor size Müslümanlar. Ne oluyorki size düşmanlık yapanlara sempati besliyor ve onlara hayranlık hissediyorsunuz. Kendinize yazık etmeyiniz.

Bu politikayı güdenlerin takip ettikleri siyaseti biraz analiz edince gördüğüm başka bir acı tablo daha var. Şöyle ki; Malumunuz bir zamanlar (hatta hala bile) müslümanlar arasında misyonerlik çalışması yapan zındıklar vardı. Bunlar güzel sözler ve dünya metaı ile müslümanlar arasına misyonerlik fitnesini koymakta çok kısmi de olsa başarılı olmuşlardı. Yine aynı benzer bir tablo 10’larca yıl öncesinde kominizmin pembe hayalleri ile müslümanlar arasına dinsizlik fitnesinin saçılmasında oldu. Bunlar önce inançlarımızın doğruluğunu sorgulamamız için bilinçaltımıza bazı sorular yerleştiriyorlar. Dünya imtihan hayatı olması hesebiyle en ufak bir sıkıntı bu kişilerin başına gelince hemen bilinç altındaki soru harekete geçip kişinin inanç esaslarında bir sarsıntı oluşturmayı tedricen başarıyor. Nihayetinde Bir zamanlar muvahhid olan kişi ya müşrik oluyor ya da mürted. (Allah bizleri fitneden muhafaza eylesin)

Şimdi Şialaştırma çabası içerisinde olan takiyecişia ehlinin bilinç altına sokmayaçalıştıkları soruların bir kaçını yazıp kısaca izah etmeye çalışacağım biavnillah.

1. Soru: Ehli Sünnet ve-l Cemaat Mezheb midir? Yoksa İslam’ın kendisi mi?

1. Cevap: İslamda evvel olarak iki çeşit mezheb vardır. 1- İtikadi 2- Ameli mezheblerdir. Ameli mezhepler olup herkesçe malum olduğu üzere Hanefi, Şafi vb. mezhepler olup bunlar İslam’ın furu’unda ihtilaf etmişlerdir. Usulunde ihtilaf edenler itikadi mezheplerdir. Furu’unda ihtilaf eden mezhepler aslında bir oldukları için tadlil (Delalet ile itham etmek) edilmezler, tekfir ise asla olunmaz. Ancak ne zaman İslam’ın usulündeki bir sapmadan dolayı furu’da sapmaları tespit edilirse o zaman durumlarına göre Tadlil ve bazen Tekfir edilebilirler. Buna örnek,Zahiriler’dir. Zahiriler Ehli Sünnet Alimlerinin bir kısmı tarafından, nassın zahirine itibar edip icmayı bertaraf etmeleri sebebiyle Tadlil olunmuşlardır. İtikadi mezheplere gelince bunlar üç kısımdır:

1-Ehli Sünnet ve-l Cemaat
2- Ehli bid-ad; Şia, Mütezile vb.
3- Ehli ğulat veya ğaliyye; Batıniyye, Yezidiler, Muellite vb. gibi.

            Bu üç kısımdan İslam’ı temsil eden ve bizatihi kendisi olan Ehli Sünnet v-l Cemaattir. Bu fırka-i Naciyedir. Bu Taife-i Mansuradır. Bu Hakk’ın emrettiği Hak olandır. Ehli Sünnetten uzak olanlar bid-ad ehli bir fırkadan ise tadlil olunurlar, Ğulattan iseler Tekfir olunurlar bunda ihtilaf hiç yoktur.

            Ayrıca özellikle belirtmemiz gereken bir durum var ki; Bu fırkalardan hangisinde olunursa olunsun (Ehli Sünnet ve Ehli bid-ad için söylüyorum diğeri yani ğulat zaten kafirdir.) Allah’ın helalini haram veya aksini ilan ederse, kendisine Allah’ın dışında veya Allah ile beraber bir mabud tayin ederse Te’vil ile dahi bunları yaparsa Kat’ian Kafir olduğu Sabittir.
           
Bu sözün özeti ehli sünnete sımsıkı sarılın kesinlikle ve kesinlikle ister şia ister mütezile olsun hiç birisine meyletmemekle beraber fikirlerinide kendi aranızda konuşmayın. Rabbim bizleri Fırka-i Naciye’den ayırmasın.

2.  Soru: Mut’a nikahı hakkında Şia’nın durumu, fikri belli, eğer ümmetçi isek neden ümmet şianın bu görüşünü hiçe sayıyor? Nerede kaldı ümmet bilinci?

2. Cevap: İslam insanları kullara, putlara ve masivai tüm varlıklara kulluktan kurtarmayı hedeflediği gibi kulları şehvetlerine kul/köle olmaktan da men eder. Şehvetperestlerin genelde kullandığı bu cümleden olan sorular aklı selim tarafından hemen fark edilip yerinde cevaplar verilir. Ama kimileri var ki selim akıllarını fitneden salim olmayan fikirlere açarak aklı selim olmaktan uzaklaşıyorlar. Yerilmiş, kovulmuş ve lanetlenmiş şeytandan, insi ve cinniavanelerinden ve fitnelerinden Allah’a sığının.

Mut’a Nikahı’nın yasaklandığı icma ile sabit olmakla beraber Ashabı kiramın Rasulullah bizi bundan nehyetti şeklindeki rivayetler.Meselenin sahih hadis şeklinde olduğu, rivayetin çokluğu ise hadisi meşhur seviyesine çıkarmaktadır.

Ben ayrıca bu soruya başka açıdan yaklaşacağım. Hani soruyu soran ümmetçiliğini mut’anikahı üzerine bina ediyor ya. Şöyle söylüyorum kendisine Sen şia hakkında biraz fazla malumat edinerek zamanını israf etmişsin. Şia yerine Cebriyye hakkında malumat edinseydin kendine Mut’a’dan çok daha basit yöntemler bulurdun. Zira Cebriyye ehline göre kulun ihtiyari ve iradi fiili yoktur. Tüm fiilleri Allah tarafından cebren kendisine yaptırılmıştır. Bu şu demek, eğer kişi hırsızlık etse, yalan söylese, ZİNA etse haşa bu fiilleri Allah kendisine yaptırmış olacağından dolayı ikabı hak etmez. Seninde istediğin şehvetini tatmin etmek ise işte bak Cebriyye ehli sana yol yapmış. Hadi YÜRÜ…

3. Soru: Vahdet çalışmasında şianın yeri nerededir.

3. Cevap: Vahdet sünnet ehlinin hep arzu ettiği ve uğruna sayısız fedakarlıklarda bulunduğu vazgeçilmez temel kavramlarımzdan biridir. Vahdet Sünnet ehli Müslümanların tek çatı altında, tek vücut olması için mücadele etmek demektir.Ehli Sünnet olmayanlara gelince yani Ehli bid-at’a gelince onlar ehli sünnetin vahdet çağrısından önce tebliğine muhataptırlar eğer tebliğe Müsbet cevap verirlerse sonra vahdet çağrısına muhatap olurlar. Ancak şu var ki Ehli bidat islam devleti içerisinde sünnet ehline tabi olup iskan etmeleri bila itiraz sahihtir. Ve Müslümanlarla beraber cihada çıkıp ganimet almaları sahihtir. Yine bu meslede El fark beynel firak sahibi “Onlardan kız alıp verilmez, arkalarında namaz kılınmaz ve öldüklerinde sünnet ehli tarafından cenazeleri kılınmaz” demektedir.

4.  Soru: Şia’nın şuan ortadoğuda yaptıklarını, Şia’yı belirterek bunları bunları yaptı/yapıyor veya destekliyor demek ümmet olma bilincine ters midir? Böyle konuşarak mezhepçilik mi yapılmış olur?

4. Cevap: Öncelikle, bu soruların herbirisi bir diğerinden eksiği olmaksızın bir hayli fitne kokuyor. Bu fitnelere mahal vermek imana yazık etmek demektir, bunu belirtmek isterim.

Şimdi, Birisi sizin Müslüman kardeşinizin kanını dökecek ve siz, sizin kanınızı dökenleri “ümmet” diye sözü süsleyerek savunacaksınız öyle mi? 1. Sorunun cevabında da belirttiğimiz gibi Helali haram, haramı helal itikad etmek bila şekkişinin Kafir olduğunu isbat eder. Allah cana, kısas, zina ve irtidat dışında kıyılmasını haram kılmıştır. Bu haramı ortadoğuda helal ilan eden Şia’nın küfrüne kail olmamak küfür alametidir. Aman dikkat… Denilecek olursa bunu helal itikad etmiyorlar… Deriz ki o zaman niye savaşıyorlar. Bunada cevap vermeye çalışacaklardır ama buna verilecek cevabı doğru analiz ederseniz, gıdıklanan çocuk gibi hallerine gülersiniz.

Biz helal itikad etmedikleri şeklindeki sözü biraz açarsak. Şunları söylememiz pek münasip olur: Müslümanlarla beraber savaşmak var iken kafirlerin safında savaşmak iman alameti midir? Bu kafirleri dost edinmek değil midir? Kafirleri dost edinenlerin ebedi azaba duçar olacaklarını bildiren çok fazla nassın varlığına rağmen böyle davranmak nassın inkar edilmesi değil midir? Bırakın nassı inkar etmeyi nassı tahfif etmek (hafife almak) Hak tealayı hafife almak (haşa) olacağından bu bile küfre delalete kafi değil midir?

Hulasa Ehli Sünnet olunuz, Bidat ehlinden ise beri olunuz. Rabbim kendisine karşı gelmekten sakınanları kurtuluşa eriştirecektir. Bu fitnelere karşı uyanık ve dirayetli olunuz. Rabbim bizleri rızasına uygun yaşayıp, ölenlerden eylesin.

Kıymetli okuyucu bu meselede hiç delil zikretmedim. Bunun sebebi yazılanların anlaşılması bedahet (delile ihtiyaç duymayacak) seviyesinde olduğundandır. Bu yazılanlar hakkında teferruatlı bilgi isteyenler, Makalât, Akaid ve kelam kitaplarını biraz karıştırsalar birşeyler öğrenirler.

NOT: Ortadoğudaki savaşı Hz. Ali ve Hz. Muaviye (r.anhuma) arasındaki meseleye benzetmek cehaletin zirvesidir. Bu meseleler birkaç sayfa yazıyla yetinilicek şeyler değildir. Ama yazının uzamasından ziyade kısa olup meselenin özünü yansıtması daha hayırlı görünmektedir.
 


Haber var islah eder, haber var ifsad eder
Adana Oto Kiralama Hatay Araç Kiralama Hatay Oto Kiralama