Video Foto Galeri Yazarlar
25.4.2017 - Salı

Şahımerdan SARI

ŞER GÜÇLERİN HİLELERİ

“O halde nereye gidiyorsunuz?” (Tekvir süresi ayet 26) Ehli Tevhid sıratı mustakimde ilerlerken insanlık tarihi boyunca şer güçlerle mücadele etmiştir. Şer güçler âlemi İslama zarar vermek için zaman zaman çok çeşitli şekillere bürünmüşlerdir. Fakat Müslümanlar İslami ölçüler dahilinde feraset ve birlik-beraberlik içerisinde hareket ettikleri zaman Allah (c.c.) onları bütün şe

16 Haziran 2014 22:54
A
a

ŞER GÜÇLERİN HİLELERİ

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمْ

“O halde nereye gidiyorsunuz?” (Tekvir süresi ayet 26)
Ehli Tevhid sıratı mustakimde ilerlerken insanlık tarihi boyunca şer güçlerle mücadele etmiştir. Şer güçler âlemi İslama zarar vermek için zaman zaman çok çeşitli şekillere bürünmüşlerdir. Fakat Müslümanlar İslami ölçüler dahilinde feraset ve birlik-beraberlik içerisinde hareket ettikleri zaman Allah (c.c.) onları bütün şer güçlerin taarruz ve hilelerine karşı korur.
Yaklaşık bir asırdan beri (özellikle) İslami alemi Küre-i arzın üzerinde yani bütün yeryüzü coğrafyasında en burhanlı dönemini yaşamıştır.
Bütün Müslümanlar İslamın Hakimiyeti altında müşerref bir şekilde yaşamaktan mahrum oldukları gibi küfür hakimiyetinin altında yaşarken mahkum olduklarını ve de bu halden kurtulup yani ahkam-ı küfrü yıkarak İslam’ı hakim kılmak içi çalışmanın farz olduğunu, küfür ahkamını hakimiyetine rıza göstermenin kafirlik yada mürtetlik olduğunu bilmeyecek kadar cahil bırakılmıştır.
Hatta yaşantıda tam manasıyla bir cahiliye toplumu olduğu halde sözde ise İslam toplumu olduğunu zannedecek kadar gafil kalmıştır.
Günümüzde şer güçlerin bazı hilelerinden ve onları (bilerek veya bilmeyerek) alet olan zavallı uşaklarının halinden biraz bahsedelim ki; Onların meydana getirmek istediği zararlardan Müslümanlar korunmaya çalışsınlar.
O halde dikkat eden ve dinleyin.
Ey tüm İslam’i hareketlerin mensupları bakın! Hz. Adem (a.s)’dan kıyamete kadar olan insanlık tarihi içerisinde Ehli Tevhidin en büyük düşmanlarından ve şer güçlerin en önde gelenlerinden biri ve belki de iblis ve Deccala derece bakımdan en yakın olan bir şahsiyet (Şahsiyetsiz)in, özellikle Müslümanların ictimai yapılanmalarının aleyhinden kurduğu şu plan ve fikirlerine. Şöyle ki, o kefere herifi nâ şerefi aleyhillane “Meydana gelen siyasi ve fikri bir oluşum ila da topla tüfekli sindirilemez. Zira fikirler hapsedilemez.
Ancak onları imha etmek şu şartlarla olur.
a) “Aralarına bazı kimseleri yerleştirmek ve bu kimseler vasıtasıyla onlar büyüdükçe küçülmek”, yani o kimseleri o hareketin üst düzeyine geldiklerinde kendi itibarlarını ve güvenlerini sağladıktan sonra mahiyetiyle birlikte ayrılıp başka bir grup haline getirmek. Veya buna imkan bulunamazda, o insanlara oluşum içerisinde yükseltilmezse o oluşum içerisindeki üst düzeydeki aynı seviyede bulunan kimselerle uğraşılır.
Tehdit veya mükafatlarla satın aldıkları kimselerle aynı faaliyetler icra edilir. İçerisinde yaşamış olduğumuz zamanlarda meydana gelen hadisattan olması hesabiyle bütün aklı selim sahibi kimseler anlarlar ki başlangıçta bir grup iken bugün aynı isim altında dahi birçok gruplar haline bölünenler mevcuttur. Bir hareket merkezinde kopa meselesi şu şekillerde etkinlik görür. Eğer hareketin lideri ve kurucusu halın sempatisini kazanarak şöhret bulmuş ve vefat etmişse hali hazırda devam ettiren zatın aleyhinde propagandalar yapılır. Gerek kurucu liderin peşinde sıhhatli gidemediğinden gerekse şahsi otoritesini kırıcı nitelikte yaygaralarla suçlanır. Ve şayet hareketin kurucusu lideri hayatta ise o zatın şahsını zedeleyici bir takım yaygaralar koparmak suretiyle mahiyeti imhaya ve parçalanmaya çalışırlar. Fakat aldatılanlarda masum olamazlar.
Zira İmam Gazali “Gıybeti dinleyen olmasaydı söyleyende olmazdı.” Diyor. Neticede dinleyene de söyleyene de haram işlemiş oluyor. Çünkü İslami ölçüler dahilinde düşünen her akıllı kimse bu amelin ancak küfür düzenlerinin lehine olup veya yine ancak kafirleri sevindirecek olduğunu bilmesi lazım.
Şeytani düzenleri sevindiren, ümmetin maslahatına zarar veren her çeşit hareket fitnedir. “Fitne katililikten daha kötüdür.” Buyuruyor. Allah (c.c) (1)
Hz. Muhammed (s.a.s.)’in de “Ümmetin ancak kendi aralarında fitneye düşmesi ile helak olabileceğine (2) dair hadisi şerifleri mevcuttur. Bilhassa konulara çok dikkat etmeleri şarttır.
b) “Düzenin (Tağutun) kontrolü altında bulundurmak. Bu resmi veya gayri resmi kuruluşlar halinde devam ettirmeye çalışmak. Bu şekilde de düzenin lokomotifine bağlı vagon haline getirilir ki, bundan düzenler korkmaz, ancak ipin ucu elinde olduğu için ona karşı tetbir alır. Zaten tetbir alacak gücüde vardır. Esasen yeryüzünü hiçbir tevhidi hareket tağuti (Şeytani düzenlerin) teşkilatlanmaz. O halde muvaffak da olamaz, en önemlisi meşru da olamaz.
Hapsedilmiş mahkumlara hükmeden düzenler tarafından birilerini idare etme hakkının verilmesi onların hürriyetleri sayılmadığı gibi hürriyetlerine doğru bir yol da değildir. Günümüzde de birçok iyi niyetli hatta bazen ilmi olan kimseler dahi bu hakikati anlayabilmiş değillerdir. Zaten onlarda anlayıp anlatmaya başladıktan sonra İslam âlemi uyanacaktır. İnşaAllah.
c) Özellikle yukarıda geçen iki şart ile Tevhidi hareketleri takip ettiği sırat-ı mustakimden inhiraf ettirdiği zaman:
“Onların iç durumlarını düzene aktaracak olan hafiyetler vasıtasıyla, o hareket büyük bir tehlike oluşturmadan imha yoluna başvurmak. Bu da ya hazırlıksız iken üzerlerine musallat olup kendilerine göre suç unsuru sayılacak ip uçları ile toplamak ve ya lider veya organizatör durumunda ki kimselerle bazı imha planları düzenlemek.
Tüm bu oyunlara yıllardan beridir Müslümanlar üzerinde oynanmış ve halen oynamakta olan oyunlardır. Bunların bir çoğunun başarılı olmasının sebebi kafirler İslam maskesini takarak bazen bizde müslümanız, babamız hacı hoca sözleriyle cahil halkı aldatıyor. Küfür-İslam saflarını birbirinden ayırtedici tebligatı yapan ulemada pek kalmamıştır.
Bazıları ümmetin ittihadına çalışıyoruz derler, İslam ulaması gerek geçmişte ve gerekse şimdi bir takım ihtilafları büyüterek gündeme getirmek suretiyle asıl hedeften saptıracak şekilde meşgul etmek veya Müslümanların kendi aralarında cedelleşme ve tefrikaya düşmelerini sağlamak.
Hatta çoğu zaman Sahabe-i Kiramın bile hakkında şüpheler uyandırmaya çalışmışlar. İşte bu icraatlar da Müslümanları mahkum eder ve onlara zulüm eden bu günkü küfür düzenlerinin işine yarar ve ayakta durmasının devamını sağlıyor.
Ayrıca bazenda görülüyor ki bazı kimselerde İslamı grupların çokluğundan yakınıyor. Biz de hepsini Müslüman biliyoruz ama her tarafa gider geliriz. Hiçbir tanesinden olmayız… diyorlar. Esasen bu fikir yine küfür düzenin işine yarıyor.
Çünkü bütün Müslümanlar bu şekilde düşündüğünde İslami hakimiyete giden bir yol olmadığı gibi, aksine ona engel teşkil etmektedir. Bazılarının çokluğu hiçbir kuvvet ve kıymet oluşturmaz. Hatta bu şekilde hareket edenler kabuğuna sinen kimselerden daha hüsranlıdır.
İslami hakimiyette giden yol cemaat oluşumuna bağlıdır. Bir de kafir düzenlerin parayla arayıpda bedava bulunan tipler vardır ki bunlar da döner dolaşır bazı Müslümanların veya grupların hatasını kendilerince tespit ederek her yerde onu ifşa etmeye çalışırlar. Bu sanatından da hoşlanırlar. Ya başlarına balyozlar iner yada malları ellerinden gider veya geberirler de vazgeçebilirler.
Aslında önemli olan Müslümanların bu tipleri tanıyıp onlara hakkettikleri tavrı koymalarıdır. Zaten onların halleri boşa çıkacaktır. Bu izah etmeğe çalıştığımız şer güçlerin bazı zararlarıdır. Yoksa sadece bundan ibaret değildir. Yüce Allah’ın vadinde bütün hile ve hıyanet tuzaklarının boşa çıkacağı bizlere bildiriliyor. “Onlar hileler düzüp dururlar. Ben de düzen kurmaktayım. Ey habibim sen şimdilik O kafirlere mühlet ver, mehil ver onlara biraz” (3) En ziyade teacub ettiğimiz mesele şudur ki; Rabbimiz Allah, Kitabımız Kur’an, Dinimiz İslam ve Önderimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) diyen ve İslamın hakimyeti için çalışmayı şiar olarak kabul edip tüm ahkam-ı küfür ile mücadele de malını ve canını feda etmeyi kabul ettiğini söyleyen İslami harketler birbirinin hatalarına tahammül edemiyorlar da küfrün hakimiyetine tahammül ediyorlar.
Gerçi bu düşüncesizler anlayamazlar, fakat biz uyanmalarını Allah (c.c.)’dan niyaz ederiz. Kime hizmet ettiklerini düşünsünler ve kendilerini tanısınlar. Zira bunlara “siz böylesiniz” denilince “hayır biz izlahcılarız”derler.
Aslında önemli olan Müslümanların bu tipleri tanıyıp onlara hakkettikleri tavrı koymalarıdır.
Bu halde ittihadın zarureti ortada iken kucaklaşmıyoruz. Düşmanımız aynı, hedefimiz bir. Resulullah’ın Metodu ile hareket ettiğimizde Vallahi Allah’ın yardımı ile bütün dünya küfrünün çökertilmesi mümkündür. Lakin ümitsiz değiliz. İlahi davada şer güçlere karşı Müslümanların ittihat edecekleri gün gelecektir. Bütün şeytan-i düzenlerin ve şer güçlerin hain planlarının su üstüne çıkacağı, Müslümanların gaflet perdesinin altından sıyrılarak küfür atmosferinden kurtulup İslam şeriatının hakimiyeti altında müşerref olarak yaşamaya kavuşacakları gün yakındır.
Evet bunlar hayal değil Va’di ilahidir. En büyük hakikattir. “Seveceğiniz başka bir şey daha var: Allah katında yardım ve yakın bir zafer. Müjde ver mü’minlere”(4)
Bizde bu müjdelenenlerden eyle ya Rabbi. Amin
Selam hidayete tabi olanlara.

1) Bakara süresi a-191
2) Tac, Cameul usul c.5, s-303
3) Tarık süresi a-15,16317
4) Saf süresi a-13


Haber var islah eder, haber var ifsad eder
haberler Adana Oto Kiralama Hatay Araç Kiralama Hatay Oto Kiralama