Video Foto Galeri Yazarlar
30.5.2017 - Salı

Av. Huseyin Kurşun

ÖTEKİLİĞİN GENELLEŞMESİ YADA HÜSRANDA OLAN ÇOĞUNLUK

“Ötekilik” insanın varoluşuyla başlayan ve inancımıza göre de yaşadığımız imtihan dünyasında saflarımızı ayıracak ve ayrılan bu safların kıyamet sonrasında da karşılığını görecekleri bir süreçtir.

9 Mayıs 2014 23:18
A
a

ÖTEKİLİĞİN GENELLEŞMESİ  YADA  HÜSRANDA OLAN ÇOĞUNLUK

“Ötekilik” insanın varoluşuyla başlayan ve inancımıza göre de  yaşadığımız imtihan dünyasında saflarımızı ayıracak ve ayrılan bu safların kıyamet sonrasında da karşılığını görecekleri bir süreçtir.

İslam’da ilk öteki şeytandır.Nitekim Bakara suresi 34.Ayet-i kerimede Allah(cc) : Hani biz meleklere (ve cinlere): Âdem’e secde edin, demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı, böylece kâfirlerden oldu.” buyurarak ilk “öteki”nin şeytan olduğunu bize bildiriyor.Bu ayet aynı zamanda genel olarak öteki’nin bazı vasıflarını da bize bildiriyor.Bu vasıflar: Allah’ın(c.c) emirlerine karşı gelmek,bu karşı gelmenin gerekçesini heva ve hevesine ve onun emrine amade olmuş aklına göre izah etmek ( …beni ateşten yarattın ademi ise topraktan yarattın,ateş topraktan daha güçlüdür dolayısıyla ben güçlüyüm, benden zayıf olana secde etmem ) suretiyle Allah’ın (c.c) hükmüne karşı hüküm koymak ,yüz çevirmek ve büyüklük taslamak olarak  sıralamaktadır.

Ötekiliği var eden şey şüphesiz ki “biz” dir, “ben”değildir.Zira yukarıdaki ayet-i kerimede Allah(c.c) karşısında büyüklük taslayarak “ben” diyen iblis “öteki”leşmiştir.İslamdaki “ben” , Rabbini bilerek benliğinin şuuruna varmış, yaratılışının hikmetini kavramış,Allah’ın (c.c) kendisine yüklemiş olduğu sorumluluğu bilen ve O’na teslim olandır. Yani “benlik” taşımayan, “birey” olmayan  sorumlu bir bendir.Modern toplumun bağımsız bir kendilik içinde inşa ettiği ve psikolojik bir fenomen olarak tasarımladığı birey değildir.

İslam’ın ötekilik kavram ve algısını kısaca izah ettikten sonra bu ötekiliğin günümüzde müslüman açısından neye tekabül ettiğini makalemin sınırlılığı oranında izah etmeye çalışacağım.

Ötekiliğin toplumsallaştığı ve kurumsallaştığı bir zamanda yaşamaktayız.Ötekiliğin toplumsallaştırıcı ayağını oluşturan ve Batı’dan ithal edilen sekülerleşme İslam toplumunun temelini yıkan bir dinamit vazifesi görmüştür.Zira, toplumsal yaşamı vahyin rehberliğinden alarak “Aydınlanmacı” rasyonel aklın rehberliğine vermiştir. Sekülerleşme bir süreçtir ve bu süreci besleyen felsefi kodlar, rasyonalizm,laisizm,scientism (bilimcilik),milliyetçilik,hümanizm ve demokrasidir.Bu kavramların bize ait olmadığı ve Tanrı’yı dünyalarına karıştırmamaya özen gösteren Batı’ya ait olduğunu zannedersem bilmeyenimiz yoktur.Bu kavramlar batıdan alınırken şu hususlar hiç hesaba katılmamıştır. 1- Kavram ve kurumlar ithalat ve ihracat maddesi değildir.  2- Her toplumun kültür,kurum ve kavramları birbirinden farklıdır.Kurumlar ve kavramlar her toplumun kendi özel şartlarından ve ihtiyaçlarından doğmuştur.Başka bir topluma aynen iktibas edilemez.Çünkü her toplumun kendine has istek ve ihtiyaçları,tarihi,sosyal siyasi ve ekonomik şartları vardır.Bu şartlar o toplumun kurum ve kavramlarını oluşturur. Bu kavram  ve onlara somutluk kazandıran kurumları ithal etmek yerine kendi kavram ve kurumlarımızı doğru bir şekilde yorumlama ve işlerliğini sağlama yönünde bir çalışma yapılmamıştır. Yapılmadığı için de sürekli “ötekinin/ ötekiliğin” alıcısı olarak kalınmıştır.

                              İslam toplumunda ötekileşme süreci tanzimatla başlamıştır.Bu fermanla Fransız İhtilali ile ilan edilen müsavat,özgürlük,temel haklar,milliyetçilik gibi kavramlar ithal edilmiştir.Nitekim bu ferman, müslim-gayrimüslim ayrımı gözetmeksizin herkesin eşitliğini tanımakla islam şeriatinden ayrıldığının ilk işaretini vermiştir.Zira islama göre müslüman ile gayri müslim eşit olamaz çünkü müslüman imanı dolayısıyla izzet-i nefis sahibidir, islam imanına sahip olmayan bir nefsin ise izzeti yoktur.Yine 1850′de Ticaret kanunun, 1858′de ise Ceza kanununun  Fransız hukuk sisteminin etkisinde kalınarak düzenlenmesi İslam şeriat ahkamının “kendine yeterlilik inancının” devlet düzeyinde yıkılmaya başladığını göstermektedir.Nihayet Saltanat ve Hilafetin kaldırılması ile de ötekileşme önündeki son engeller kaldırılarak, devlet eliyle ıslahat ve devrimler adı altında müslüman halk, idarecileri tarafından zoraki ötekileştirilmeye çalıştırılmıştır.

                              Son bir kaç on yılda bu ötekileştirme faaliyetleri artık devlet eliyle değil,basın yayın organları,sanat,edebiyat,internet gibi imkanlarla “siviller” tarafından yapılmaktadır.Küresel güç merkezlerinin kontrolünde olan bu imkanlar kapitalist küresel ekonomi tarafından icat edilen kültür endüstrisi  vasıtasıyla tüm dünyaya yayılmış durumdadır. Sekülerleşen zihinler kültür endüstrisince üretilen ürünleri tüketip “kendilik”lerinden uzaklaşarak  zihinsel/ düşünsel yurtsuzluğa (homeless mind) maruz kalmaktadırlar. Hakikatin yurtsuz zihinlerde kaybolduğu  ya da görecelileştiği bir toplumda hakikatin bilgisinin alıcı bulamayacağı açıktır ,  çünkü herkesin hakikati artık kendinde menkuldur. Sekülerleşmiş aklın yine sekülerleşmiş bedene hizmet ettiği günümüz toplumlarında insanlar ilkel dinlerdeki iki tanrılı dine dönüş yapmıştır.Bu tanrılar “haz” ve “elem” tanrılarıdır. Ortakduyusu , hazcılık(hedonizm) ,faydacılık(pragmatizm), rasyonel seçim, dünya odaklı yaşam olan toplumlar bu iki tanrının emrindedir, onlara ne yapıp ne yapmayacaklarına artık bu tanrılar karar vermektedirler. Başta zihinleri olmak üzere herşeyi parçalayan modern ve şimdilerde postmodern  şirk kültürü, koştuğu şirklerle  bu tanrılara ibadet etmektedir.

                              Dünyayı kültür endüstrisi aracılığıyla egemenliği altına alan Postmodern kültür dönüştürücü hegemonik yapısıyla, klasik modern kültürün aksine kendisine karşı olanı reddetmiyor ve dışlamıyor , bilakis demokratik,çoğulcu,rölativist ve hoşgörülü fikri yapısıyla kendisine karşı olanları da kendi evine davet ediyor.Ancak evine davet ettiği ne varsa onların içini boşaltarak kendi değerlerini dolduruyor.Örneğin doğu ya da uzak doğu kültürünü reddetmek yerine ona hoşgörülü bakıyor,onu çoğulcu ve demokratik bir dünyanın zenginliği  olarak görüyor, ancak kabuğuna müdahale etmeyerek içine kendi değerlerini dolduruyor yani içsel dönüşüme uğratıyor. Yine dini reddetmiyor,ona hoşgörüyle yaklaşıyor-tıpkı şeytanın yasak meyveyi yemeleri konusunda Adem (a.s)  ve Havva’ya yaklaşması gibi- ancak kabuğuna dokunmayarak içine kendi değerleri olan demokrasi,hoşgörü,eşitlik,insan hakları (dinden bağımsız) , hümanizm (insan merkezcilik) ve çoğulculuğu doldurarak bir anlamda gerçek dinin sahtesini üretiyor. Ali Şeriati’nin yerinde  tespiti ile “dine karşı din” üretiyor.

                              İslamın sahtesini üretmek postmodern kültürün islam coğrafyasındaki en büyük zaferidir.Zira İslam gibi, hayatı hak ve batıl olarak ayrımlayan,kendisi dışında kalan tüm hayat nizamlarına itiraz eden bir dinin sahtesini üretmek Batı toplumunun yüzyıllardır yapamadığı bir icraattı. Bu ancak islamın ilk ötekileştirdiği şeytani aklın bir ürünü olabilir.Akıl şeytana ajanlık yapınca ve bu akıl genelleşince Kur’an’daki  …Gerçekten insanların çoğu yoldan çıkmıştır.( Maide suresi 49) ,…Ne kadar istesen de halkın çoğunluğu inanmıyacaktır.(Yusuf suresi 103), …Onların da çoğu, ortak koşmadan Allah’a inanmaz.( Yusuf suresi 106 ),…ne var ki halkın çoğunluğu inkarda direniyor.( İsra suresi 89), …  Ne var ki insanların çoğunluğu nankörlükte diretmektedir.(Furkan suresi 50 ), …Onların çoğunluğu yoldan çıkmış kimselerdir.(Hadid suresi 16 ),…Zaten onların çoğu inanmaz.( Bakara suresi 100) , … İçlerinde inananlar olmakla birlikte çoğunluğu yoldan çıkmıştır.(Al-i İmran suresi 110), …Onların çoğunu günahta, düşmanlıkta ve haram yemekte koşuşurken görürsün. Yaptıkları ne kötü! ( Maide suresi 62),…  Ne var ki, çoğu yoldan çıkmış bulunuyor.( Maide suresi 71 ),…din bilginlerinin ve din adamlarının çoğu halkın parasını hakketmeden yerler ve Allah’ın yolundan saptırırlar (Tevbe suresi 34 ),…  sayısal çoğunluğa sahip nice nesilleri Allah’ın yok ettiğini bilmezmi? (Kasas suresi 78)  , …Ancak onların çoğunluğu ondan yüz çevirmiştir; onlar işitmezler.( Fussilet suresi 4 ) gibi çoğunluk ayetleri daha iyi anlaşılıyor.Zira bu ayetler ÖTEKİLİĞİN GENELLEŞMESİNDEN VE BU GENELLEŞEN ÖTEKİNİN HÜSRANA UĞRAYACAĞINDAN  HABER VERMEKTEDİR. Selam ve dua ile ..


Haber var islah eder, haber var ifsad eder
Adana Oto Kiralama Hatay Araç Kiralama Hatay Oto Kiralama