Video Foto Galeri Yazarlar
27.3.2017 - Pazartesi

Gökhan ARSLAN

Kitap Okumanın Zararları

Kitapların büyük bir kısmı ya hediye olarak verilmiştir ya avantadan düşürmüşüzdür ya da gazeteden kuponla almışızdır.

1 Temmuz 2016 14:43
A
a
Esselamun aleykum...

Kitaplığımıza baktığımızda kitapların büyük bir kısmı ya hediye olarak verilmiştir ya avantadan düşürmüşüzdür ya da gazeteden kuponla almışızdır. Hani zaten kitap için gazeteyi almıyorduk. Gazete aldığımız için kitap mecburen gelmiş oluyordu.

Falan Gazetesi – Fizilal-il Kuran
Filan Gazetesi  - İslam Fıkhı Ansiklopedisi  vs.. vs..
 
Zamanında gazeteler düşünüp de vermeseymiş kitaplıklarımız bomboş kalacakmış desene. Kitaba para mı verilir? Bu şekilde kitaplığımızda kitap var diye seviniyoruz. O değil de nedense olan hep 1. cilde oluyor. Yazık şu birinci ciltlere. En çok eskiyen, yıpranan, kirlenen ve kaybolan hep 1. Ciltlerdir. Diğer ciltler el değmeden ilk günkü tazeliğini koruyor.

Kitap okumama gibi bir hastalığımız var. Hep söylenir “kitap okumayan bir milletiz”. Aslında kitap okumayan değil kitaba yaklaşmayan bir milletiz. Hani bazı haramlar vardır Allahu telala o haramlara yaklaşmamamızı yaklaştığımız takdirde o haram düşebileceğimizi buyurur. Bu da böyle… Kitaba yaklaşırsak okuyacağımız için hiç yaklaşmamayı uygun görüyoruz.

Nasıl kitap okuyalım ki? Kitap alacağız da bir de üstüne zaman ayıracağız da ohooo sanki başka işimiz yok.  Mesleğimiz, ailemiz ve internette saatlerimizi verdiğimiz sosyal paylaşım sitelerinden zaman mı bulabiliyoruz? “Ben bütün bu engelleri aşıp kitap okuyabilsem alim olurum zaten” dermişim…

Ne gerek var efendim?  Kişi zaten bağlı olduğu grup ve cemaatinden duyarak birşeyler öğreniyor. Ekstradan kitaba ne gerek var.

Hani Müslüman evi kitapsız olmaz ya habire kitap biriktirme fantezisi içine giriyoruz. Nasıl ki vitrin alıp içini camlı süs eşyaları ile doldurma ihtiyacı hissediyorsak aynı şekilde bir kitaplık yaptırıp içini kitap doldurma gayreti içine giriyoruz. Görüntüyü bozmamak içinde elimizden geldiğince kitaplara dokunmamaya çalışıyoruz…

Evet maalesef durum bu. Sorunumuz kitap okumama değil bizim asıl sorunumuz “ilme ihtiyaç hissetmiyoruz”. Eksikliğini bildiğimiz halde “eksik olsun” diyoruz. Aslında yeme-içme ihtiyacı gibi ilim de bir ihtiyaçtır ama o yönden hiç doyurmuyoruz kendimizi. Öyle ya  “Bilmek için bilmediğini bilmek lazım”

Sadece duyarak ya da sadece okuyarak bu din öğrenilmez. Ya peki doğru bilgiye, doğru kişiye veya doğru cemaate nasıl ulaşılır? Cevap; Bir yandan okuyacaksın bir yandan dinleyeceksin. Okuduğunla dinlediğini devamlı karşılaştırıp sorgulayacaksın. İşte o zaman doğruya ulaşabilirsin?

Adam elli tane cemaat dolaşıyor doğru cemaat hangisi diye bir türlü karar veremiyor. Çünkü her biri farklı düşünüp farklı şeyler konuşuyor. Bunun sonucunda da her şeyden kopup gidiyor. Sorun cemaatlerin farklı olması değil sorun senin ilmi eksikliğinden ve birikiminin olmamasından kaynaklanan karar verememe, mukayese edememe sorunundur. 

Art niyetli ve sapık fikirli grup ve cemaatler için, okumayan fert daha efdaldir. Çünkü okursa üst tabakayı sorgulayacak ve zor duruma düşürecek. Cemaat müntesipleri okumadığı müddetçe ne dersen "eyvallah" der, istediğin gibi kandırabilirsin. İstediğin sapık fikri empoze et okumayıp araştırmadıktan sonra nerden bilecekler? Oysa ki her grup ve cemaatin kendi müntesiplerine kitap okumalarını tavsiye etmesi gerekmez mi?

İyi de her kitaba güven olmuyor ki hangi kitabı okuyacağız? İyi ya işte… kitap yanlışsa hoca düzeltir. Hoca yanlışsa kitap düzeltir. Sen hele bi oku bahaneleri bırak. Bu dini hem okuyarak hem dinleyerek öğreneceksin.

Kişi kitap okuduğu zaman her sayfasında farklı birşeyler öğreniyor ve farklı dünyaların kapıları kendisine açılıyor. Okudukça ve ilim sahibi oldukça bundan zevk alıyor, beyin kendisini yeniliyor. Meselelerin delilini bildikçe özgüven oluşuyor. Korkmuyor...

Derler ki yeni bir işyeri açmak istiyorsan ve oraya hırsızın girmesini istemiyorsan “kitapçı dükkanı” aç. İstersen kapıyı hiç kilitleme. Zaten bir yerde hırsız kitap çalıyorsa bilin ki o belde de ilim en üst seviyeye çıkmıştır.

Halk arasında yaygındır “kitap okuyunca uykum geliyor”. Sanırsın uyku ilacı. Fıkıh kitaplarında sahip olunan kitapların bile zekatı verilmesi gerektiği geçiyor. Eskiden insanlarda nasıl bir kitap okuma çılgınlığı varsa artık Allah onlardan razı olsun.

Eskiden “en son hangi kitabı okudun” diye sorarlardı şimdi ise “en son ne zaman kitap okudun” diye soruluyor. Halk arasında “en son cin ali kitabını okumuştum” espirisi aslında gerçektir ve şimdiye kadar gerçekliğini korumaktadır.

Dinin ilk emri olan “oku” emrini maalesef en sona attık. Kitap şimdilerde çocuklara ceza olarak okutturuluyor.

Velhasıl inanın geçtiğim yerlerde kitap okuyan birini görmek kadar beni sevindiren başka bir şey yoktur. Anlıyorum ki o insan okuyor, sorguluyor, merak ediyor, araştırıyor, koyun olmayı kabul etmiyor.

Bir ailede anne-baba kitap okuyorsa bu mutlaka çocuklara da bulaşıyor fakat anne-baba kitaptan uzak olduğu için maalesef çocuklar da yanaşmıyor. Çocukların kitaplığında dünyalık sınavları geçmek için koyulmuş kitaplardan başka bir şey yok. Dünyasını kurtarsın da ahirete Allah kerim…

Onun için tavsiyem şu ki… Nasıl ki sürahi ile bardak devamlı evin görünen bir yerine koyuluyor ve içiliyor ise kitaplar da dolap kapaklarının ardında değil görünen yerlerde ve görünür şekilde olması lazım. Kitaplara eskir ve yıpranır diye acımamak lazım. Kitap miras malı değil aslî ihtiyaç malı olmalı. Saygı ve sevgilerimle...
 
 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder
Adana Oto Kiralama Hatay Araç Kiralama Hatay Oto Kiralama