Video Foto Galeri Yazarlar
30.5.2017 - Salı

Molla Suheyl

KAYBETTİĞİMİZ DEĞERLER -3- İHLÂS

İhlâs, yokluğunda insanın yapmış olduğunun hiçbir ehemmiyet ifade etmeyeceği kadar önemli bir kavramdır.

16 Aralık 2015 13:13
A
a
Öncelikle kelime manası üzerinde duracak olursak İhlas; lügatte kalbi safi etmek, sadakat, bağlılık, içtenlik, samimiyet ve riyasızlık manalarına gelir.

Istılahta ise; ihlas başta mutasavvıf âlimler olmak üzere tüm ulema birbirine yakın ve benzer tarifler yapmıştır. Bu tanımlardan özet bir cümle ile “yapılan amellerde sadece rıza-i ilahi’yi murad etmek ve ameli, her türlü nefsi ve dünyevi lekeden arındırmaktır” şeklinde tarif edebiliriz.

Kısaca yapılan bu tariften sonra bilinmelidir ki; ihlâslıya yakışan kişinin Salih ameller işlemeye ancak Allah için meyletmesi, ameline karışması muhtemel olan hastalıklar, nefsani istekler ve safiyeti bozan her şeyden amelini uzak tutmasıdır.

Amelde ihlâsın esası amelde niyet ve kasdın sadece Allah olması gerektiğinin anlaşılmasıdır. Tam burada niyet ile ilgili bir tarif yapmak güzel olur. Zira amelde ihlâsın olabilmesi için salih bir niyetin bulunması şarttır. Şöyle ki;

a)     Ameli yaparken kişi içinden niyeti geçirmelidir. Zira ameller ancak niyetlerle gerçekleşir. Her kim yaptığı ameli iyi bir niyete sahip olmaksızın yaparsa ihlâslılar zümresine giremez.

b)     Niyet ise şahsi ve dünyevi menfaatlerden ve lekelerden arındırırlıp sadece Allah’a (c.c) has kılınmazsa ihlasın mevcudiyetinden söz edilemez.
Niyet, lügatte kastetmek, amaç, plan, temayül ve eğilim göstermek manalarına gelir. Istlahta ise, insanın iyi veya kötü, istediği bir hedefi gerçekleştirmek için harekete geçmesidir.

İhlâs konusunun niyet ile doğrudan alakası olduğu için ayrı bir başlığa ihtiyaç olmadığı kanaatindeyim.
Bilinmesi gereken bir diğer husus da, insanı amel işlemeğe sevk eden etkenlerin neler olduğudur. Aslında bu etkenler sayılamayacak kadar çoktur. Kısaca birkaç tanesini özetleyecek olursak; Maddi, Manevi, ferdi, içtimai, dünyevi ve uhrevi gayeler diyebiliriz.

Bu etkenlerin neye göre belirlendiği ise, insanın inanç ve değerlere; yine insanın almış olduğu öğrenim ve çevresinin oluşturduğu etkiye veya başkalarını taklid etme anlayışına nispet edilir.

Bu etkenler ve etkenleri belirleyen faktörlerden sonra mü’min için, “Hakiki mü’min, ,içindeki din dürtüsünün (inancının) heva dürtüsüne galebe çaldığı, ahiret saikinin dünya saikini yendiği ve Allah katındakini insanlardakine tercih edendir.” Denilir ve denilmelidir. Dolayısı ile Mümin; niyeti, sözü ve ameli Allah için olan, namazını, ibadetlerini, yaşamını ve ölümünü Allah’a has kılan kişidir.

Yine ihlas Tevhid-i kâmil’in meyvelerinden bir meyvedir. Kamil Tevhid, ibadeti ve yardım istemeyi, Fatiha Suresinin 5. Ayet-i celilesinde ننستعي واياك نعبد ياكا “Ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım dileriz.” Buyrulduğu şekliyle sadece Allah’a ibadet edip O’ndan yardım dilemeyi gerektirmektedir.

Şimdi Allah’ın yolunun yolcuları için ihlası ehemmiyeti hususunda kıymetli zatlardan birkaç söz aktaralım:
İmam-ı Gazali (Rh. A.) İhya-i ulumiddin adlı eserinde “Kurtarıcılar” cildindeki niyet, ihlâs ve sıdk bölümünde öyle diyor: “İmanlarının basireti e Kur’an’ın nuru ile bakan kalp ustası insanlar, mutluluğa ancak ilim ve ibadetle ulaşabileceklerini görmüşlerdir. Çünkü âlimler müstesna tüm insanlar helak oldular. Amel edenler müstesna âlimler de helak oldular. İhlâslılar müstesna amel edenler de hela oldular. İhlâslılar da büyük tehlike içindedirler. Çünkü niyetsiz amel boşa yorgunluk, ihlâssız niyet riyadır. Sadakati ve devamlılığı olmayan ve tahkike dayanmayan ihlâs ise hebadır.”

İbn-i Ataillah Hikem adlı kitabında şöyle der: “Allah (c.c.) kendisine ortak koşularak yapılan ameli kabul etmez. Bunun gibi ortak amel de Allah’ı (c.c.) kabul etmez. (Yani Allah katına yükselmez.)”

Yine hikmet ehli bir zat şöyle demiştir: “İlim bir tohumdur. Onun tahılı ameli, suyu ise ihlâstır.”
Bu sözler izaha ihtiyaç bırakmayacak kadar açıktır. Bu sözlerden daha açığı ise Resûlüllah (s.a.v)’in sözdür: “Şüphesiz Allah sizin bedenlerinize ve cisimlerinize bakmaz. O sizin kalplerinize bakar.” (Müslim – Birr)

İslam’ın ihlâsı ısrarla talep etmesi, niyetin sırf Allah rızası için olması ve İslam’ın sadece Allah’a yönelme üzerindeki esasları bağnazlık gibi algılanamaz. Bilakis hayatın düzgün ve seviyeli olması ancak ihlâslı fertler ve toplumlar ile mümkündür.

İslam’ın ihlâsı talep etmesi hususunda Allah Azze ve celle şöyle buyuruyor: “Dini halis kılarak Allah’a ibadet et… Dikkat edin Halis din ancak Allah’ındır. (Zümer Suresi 2. Ayetin son kısmı ve 3. Ayetin ilk kısmı.)

Yapılan işlerde bütün herkes samimiyet v ihlas arar. Çünkü herkes yapılan işin ihlas ile yapıldığı takdirde sağlam ve pürüzsüz olacağını bilir. İşte Allah’ın dini de böyle sağlam ve bütün şüphelerden beridir.

İslam mü’minlere ihlâs kavramını öğretmekle onların yaşantı hallerinin her anını kontrol altına almış olur. Şöyle ki; İslam hayatın bir bölümünün Allah’a, diğer bir bölümünün tağutlara ayrılmasına rıza göstermez.

Günümüz Müslümanlarında gördüğümüz Ramazanda veya Cuma günlerinde Müslüman olup, başka günlerdeki tavır ve hareketleri ile bambaşka bir hüviyete bürünme ikilemini de İslam asla kabul etmez.

Evet. İhlâs, yokluğunda insanın yapmış olduğunun hiçbir ehemmiyet ifade etmeyeceği kadar önemli bir kavramdır.
Önemine binaen söylemekte fayda mülahaza ettiğim bir iki hususu da daha belirtmek isterim. Cihad saflarını düşünün. Safta savaşan kişinin niyetinin i’la-i kelimetullah dışında bir niyet taşıması veya son anda halis niyetinden cayması, ayrıca bir kişinin mal mülk v.s gibi şeylerden ötürü göç etmesi gibi durumlar, canı ve malı telef etmekten başka bir şey ile sonuçlanmaz.
Rabbim bizleri muhlis kulları ile haşr etsin. Mübarek ramazan-ı şerifin hayır ve bereketi üzerinize olsun.
 


Haber var islah eder, haber var ifsad eder
Adana Oto Kiralama Hatay Araç Kiralama Hatay Oto Kiralama