Video Foto Galeri Yazarlar
30.5.2017 - Salı

Av. Huseyin Kurşun

Kaostan kosmosa batı aklı ve İslamofobia (1)

Batı medeniyetini ve ona biçim ve içerik veren Batı aklını tanımak için Antik Yunan medeniyetini ve mitolojilerini bilmek gerekir. Yazılarımı takip edenler beni felsefe yapmakla itham edebilirler.

11 Haziran 2014 23:19
A
a

KAOSTAN KOSMOSA BATI AKLI VE İSLAMOFOBİA (1)

Batı medeniyetini ve ona biçim ve içerik veren Batı aklını tanımak için Antik Yunan medeniyetini ve mitolojilerini bilmek gerekir. Yazılarımı takip edenler beni felsefe yapmakla itham edebilirler. Felsefenin İslam ilmi geleneğinde pek de itibarlı bir yerinin olmadığını çoğumuz biliyoruz.Ancak İmam-ı Gazali ( r.a) gibi büyük bir müceddidin fikirlerini anlamaya çalışan biri olarak, o büyük alimin Feylesoflara ( Yunan felsefesi ile İslamı uzlaştırmaya/eklekte etmeye çalışan İslam filozofları ) karşı İslamı eski saflığına ve hüviyetine kavuşturmak için iki yıl felsefe çalıştığını, nihayetinde onlara reddiyeler yazdığını (Tehafüt-il Felasife ) ve kendi deyimiyle onların “defterlerini dürdüğünü” biliyorum.

Yukarıdaki ifadelerimden kendimi İmam-ı Gazzali (r.a) ile karşılaştırmak istiyormuşum gibi bir anlam verilmesinden rahatsızlık duyacağımı bunun en hafif tabirle benim açımdan bir ukalalık ve haddini bilmezlik olacağını peşinen belirteyim. Ancak Batı aklını çözümlemek,zihinsel kodlarını deşifre etmek , hayatı,evreni ve dünyayı algılama biçimlerini anlayabilmek/okuyabilmek adına iki yılımı Batı felsefesi ve İslam felsefesi okuyarak harcadığımı ,üstadımın felsefe okumamı önceleri yadırgadığını ancak içinde yaşadığımız Batı medeniyeti eksenli dünyayı okuma adına ve o medeniyetin zihin haritasını çıkartarak İslamın ve onun medeniyet kurucu yönünün üstünlüğünü ıspatlama keyfiyetiyle sınırlı bir okumanın faydalı olacağı neticesine vardığını bir not olarak düşeyim.Bu girizgahtan sonra kaos ve kosmosun felsefi kökenine inerek yazıma devam etmek istiyorum.

Kaos (Khaos) Yunan mitolojisinde boşluk,uçurum,kendisinden sonra var olanları bir şekilde oluşturacak olan düzensiz, şekilsiz, karmaşık bir boşluğu ifade etmek için kullanılan

Yunanca bir kelimedir. Yunan yaratılış miti kaos ile başlar. Kaos, evrenin yaratılışının kaynağı olup Antik Yunanlıların ilk mitolojik tanrısıdır.Tanrı Kaos’un karşısında Gia, yani yeryüzü tanrısı vardır. Gia düzeni/ kosmosu ve sürekliliği temsil etmekte olup Kaos’tan doğmuştur. İlk yaratıcı güç olan Kaos’un hüküm sürdüğü dönem kargaşanın,düzensizliğin,biçimsizliğin ve anlamsızlığın olduğu bir dönemdir.Antik Yunan kaos ile birlikte hiçlikten, boşluktan, karmaşadan varlığa adım atmıştır. Bir başka deyişle Antik Yunan’ı var eden olgunun ilk kaynak olan kaos olduğu göze çarpmaktadır. Çeşitli akınların sonucunda belirli bir coğrafyada, belirli ilişkiler çerçevesinde kendine yer edinen Antik Yunan, düzensizlikten düzene doğru adım atma durumundadır. İçinde bulunduğu ilişkiler onun yeniden ve koşullara uygun olarak yapılanmasını gerektirmektedir. Bu yeninden yapılanmanın içeriğinin siyasi bir yapılanma olduğu ileri sürülmektedir. Başka kelimelerle ifade edersek, eski siyasi durumun terk edilip, yerine yeni bir siyasi durum ikâme edilmelidir. Bu bağlamda yokluktan varlığa geçiş ya da kaostan başlayan bir yaratılışın, Yunan’a birçok kolaylıklar sağladığı söylenebilir. Yunan kaos ile birlikte mevcut düzensizliği düzene, istikrarsızlığı istikrara çevirme imkânı elde etmek isteği içinde olmuştur. Böylece çeşitli istilaların sonucu bir araya gelen Yunan, var oluşunu kaos ile başlatarak kendine yeni bir başlangıç çizgisi çizmekte, önceki dönemlerin sorumluluğunu üzerinden atmaktadır. Eski dönemlerin yani karmaşa, istikrarsızlık ve düzensizliğin olduğu dönemlerin sorumluluğunu üzerinden atınca, diğer milletleri barbar olarak tanımlama fırsatını yakalayacaktır. Yunan barbarlıktan yakayı sıyırınca, bu durum ona diğer barbarlara uygarlık götürme fırsatı verecektir. Bu bağlamda kaos ile kökenlerini açıklama çabası içine giren Antik Yunan, kendisine birçok avantaj sunan, bir açılım yapmış olmaktadır.

Ortaçağ filozoflarından biri olan Aquinalı Thomas Hristiyan teolojisini sistemleştirmek için Antik Yunan düşüncesini ve bu arada Aristoteles felsefesini Hristiyan teolojisiyle sentezleyerek bu günkü Hristiyanlık inancının temellerini atmıştır.Böylece kaos ve kosmos mitolojisi Hristiyanlık inancı içinde yerini almıştır.

Konuyu fazla uzatmadan teorik temellerini Antik Yunan mitolojisinden alan ve Hristiyanlık dini ile teolojik bir temel kazanan kaos ve kosmosun günümüz Batı aklı tarafından genelde kendi dışındaki dünyaya ,özelde ise islam dünyasına yansıtış biçimine geçmek istiyorum ki konunun zihinlerde anlaşılır kılınması açısından bu önemlidir.

Batı son ikiyüz yıldır dünya üzerindeki kirli hakimiyetini kaosa borçudur.Zira hakimiyet kurmak için önce hakimiyet kuracağı coğrafyada düzensizlik/kaos çıkartmakta daha sonra kendisinin neden olduğu bu düzensizliği kendi lehine düzene/kosmosa dönüştürmektedir. 19.Yüzyıldan 20.yüzyılın ilk çeyreğine kadar üzerinde güneşin batmadığı İmparatorluk olarak adlandırılan İngiltere 1. ve 2.Dünya Savaşlarından sonra sömürgelerini bir bir kaybetmiş ve 2.Dünya Savaşından sonra da ABD’nin hakimiyeti başlamıştır.1945′ten 1990 yılına kadarki soğuk savaş döneminde “şer imparatorluğu” olarak adlandırdığı ve ötekileştirip şeytanlaştırdığı Sovyetler Birliği ile egemenlik mücadelesi içinde olan ABD Sovyetler Birliği’nin dağılması ile birlikte tek kutuplu dünyanın süper gücü ve jandarması olmuştur.

ABD , Sovyetler Birliğinin dağılması ile birlikte, büyük oranda onun siyasi egemenliği altında olan Ortadoğu/İslam coğrafyasında hakimiyet kurabilmek için kaos – kosmos planını devreye sokmuştur.Bunun için de kendisinin önderlik ettiği küresel sisteme bir düşman/öteki/ barbar/şeytan bulması gerekiyordu.Bu şeytanın adı İSLAMOFOBİA’dır. Avrupa’da İslamophobia kavramı, İngiltere’nin bağımsız düşünce kuruluşu olan Runnymede vakfı tarafından ilk defa 1968 yılında ortaya atılmıştır . Batı bu kavramı İ̇slam kaynaklı siyasal şiddet hareketlerini tanımlamak için kullansa da aslında Batı’nın İslam düşmanlığını gizlemek için kullandığı bir kavramdır.Nasıl ki antisemitizm kavramı Yahudi karşıtlığı olarak bir zamanlar yaygın bir şekilde Avrupa’da kullanılmakta idi ise günümüzde de İslamofobia İslam ve müslüman karşıtlığı için kullanılmaktadır. Nitekim Runnymede Vakfı’nın 1997’de “İslam Fobisi: Hepimiz İçin Bir Sorun” başlıklı raporu aleni bir şekilde durumun vehametini ortaya koymuştur.

11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında basın açıklamasıyla tüm dünyaya seslenen ABD başkanı Bush “ya bizdensiniz yada terörden yanasınız” diyerek ABD yandaşı olan ve olmayan ülkeler olarak dünyayı yeniden iki kutuplu hale getirmiştir. Yine Afganistan ve Irak’a yaptığı askeri müdahaleleri “haçlı seferi” olarak nitelendirmiştir.Dolayısıyla askeri harekatın hedefinin İslam ve İslam dünyası olduğunu açık bir şekilde ifade etmiştir. Nitekim yeni muhafazakârların etkili isimlerinden Michael Ledeen ve CIA eski başkanı James Woolsey, soğuk savaş dönemini 3.Dünya Savaşı olarak nitelerken 11 Eylül sonrası yaşanan süreci 4. Dünya Savaşı kavramıyla ifade etmiştir. Woolsey’in 21 Mayıs 2003 yılında California Üniversitesinde yaptığı konuşmada, ABD’nin 22 ülke ile savaş halinde olduğunu ve bunun da 4. Dünya Savaşı olduğunu belirtmiştir. Bu 22 ülkeden Kuzey Kore hariç diğerlerinin İslam ülkesi olduğunu vurgulayan Woolsey’e göre bu savaşın hedefleri şunlardır:

a) Siyasal İslamın bütünüyle ortadan kaldırılması,

b) İslam dünyasındaki rejimlerin değiştirilmesi,

c) İslam ülkelerinin sınırlarının değiştirilmesidir.

Yazımıza kaldığımız yerden devam edeceğiz inşaallah . Selam ve dua ile.


Haber var islah eder, haber var ifsad eder
Adana Oto Kiralama Hatay Araç Kiralama Hatay Oto Kiralama