Video Foto Galeri Yazarlar
25.5.2017 - Perşembe

Hayrun Nisa

İfsada Uğramış Toplumların İSLAHI

Nitekim Ömer b. Abdulaziz şöyle diyor: “Allah (c.c) bazılarının işlediği günahlar sebebiyle bütün insanları cezalandırmaz, fakat günahlar açıkça işlenir diğer insanlarda buna engel olmazsa bütün hepsi cezalandırılmayı hak ederler.

27 Mart 2017 18:28
A
a
Bismillahirrahmanirrahim
Hamd Göklerin ve Yerin Rabbi,Rahman,Rahim,Din günün sahibi Yarattıkları üzerinde mutlak tasarruf yetkisine sahip Allah Azze ve Celle ye Mahsustur.Salat ve selam Müminlerin önderi,Yaşayan Kur’an Hz.Muhammed (s.a.v)’e aline,ashabına ve onları takip eden Müminlerin üzerine olsun inşallah.

Geçmişe baktığımız  zaman görürüz ki, tarihin her anı her sayfası iyilerle kötülerin, imanla küfrün mücadelesi ile doludur. İyiliğin ve imanın galip geldiği dönemlerde insanlık, hep mutlu olmuş, kötülükle küfrün arttığı dönemlerde de kötülüğe karşı çıkmayanlarla birlikte insanlık Allah’ın gazabına uğramış ve helâk olmuştur. Nitekim Ömer b. Abdulaziz şöyle diyor:
“Allah (c.c) bazılarının işlediği günahlar sebebiyle bütün insanları cezalandırmaz, fakat günahlar açıkça işlenir diğer insanlarda buna engel olmazsa bütün hepsi cezalandırılmayı hak ederler.

Allah (c.c) Yuşa b. Nun’a (a.s) şunu vahyetti: Senin kavminin hayırlılarından kırk bin, şerlilerinden de altmış bin kişiyi helak edeceğim. Yuşa (a.s) dedi ki: Ya Rabbi! Şerlileri helak etmeni anladım da hayırlıları helak etmenin sebebi nedir? Allah (c.c) şöyle buyurdu: Çünkü onlar benim kızdığım kimselere kızmıyorlar; onlarla birlikte yiyip içmekte bir sakınca görmüyorlardı.“ Bugün hızlı bir bozulma ve yozlaşma ile karşı karşıyayız. Her şey, Allahın emir ve nehiylerinin aksine .Kötülük, haramlar, yasaklar cazip görünüyor ve gösteriliyor. İnsanlar kötülüğün cazibesine kapılmış. İyiler,Allahın emir ve yasaklarına uymaya çalışanlar suçluymuş gibi gösterilip, kınanıyor ve mahrum ediliyor. Daha önce cezalandırılan toplumların helâk olmasına sebep olan davranışlar ve hayat tarzı özendiriliyor. Ve yaygınlaştırılıyor. Tüm bunların önüne geçilebilmesi Allah (c.c)’ın Ali imran suresi 104. Ayeti celilesin de beyan ettiği “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir “ emri ilahisine uymakla ancak mümkündür. Allah (c.c) iyiliği emredip kötülüğü men etmeyi terk eden topluluğu da kötülemiştir. “Onlar, işledikleri kötülükten, birbirini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür!”(Maide 79) Enes b. Malik (ra) Rasulullah (Sav)’in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: “İnsanlardan öyleleri vardır ki, onlar şerre kilit, hayra anahtar olma görevi üstlenirler. Yine insanlar içinde öyleleri vardır ki, onlar, hayra kilit şerre anahtar olurlar.

Allah’ın ellerine hayrın anahtarını verdiği kimselere ne mutlu!
Şerrin anahtarlarını ellerinde tutanlara da yazıklar olsun.” (İbnimace) Bu hadiste anlatılmak istenen şudur: İyiliği emredip, kötülüğü yasaklayan bir Müslüman hayra anahtar, şerre kilit görevi yapmış olup gerçek Müminlerden olma şerefine ermiştir. Nitekim Allah cc kuranı kerimde şöyle buyuruyor: “Erkek-kadın bütün mü'minler birbirlerinin dostu, dayanağıdırlar. Bunlar iyiliği emrederek kötülükten sakındırırlar” (Tevbe 71) kötülüğü emredip iyiliği yasaklamak ise münafıkların özelliğidir. Şu ayet bunu bildirmektedir: “Erkek-kadın bütün münafıklar hep birdirler. Kötülüğü emrederler, iyiliği yasaklarlar” (Tevbe 67) Hz. Ali b. EbiTalib Kerremallahüvechehü şöyle diyor: “Amellerin en faziletlisi; iyiliği emredip, kötülükten alıkoymak ve fasık kimselere buğz etmektir. İyiliği emreden kişi, imanını güçlendirmiş olur, kötülükten alıkoyan kimse de münafıklık alametinden kurtulmuş olur.” Abdullah b.Cerir’in babasından rivayetine göre Resulullah (sav) şöyle buyurdu: “ Herhangi bir toplum, içlerinden biri günah işlediğinde onu engellemeye gücü yettiği halde engellemezse, ölmeden önce mutlaka Allah onları toplu bir azaba çarptırır.(Ebu davud) Fakih diyor ki: görüldüğü gibi Resulullah (sav) kötülüğü engellemenin gerekli olması için, buna gücünün yetmesini şart koştu. Yani bir toplumda iyiler çoğunlukta olursa bunların o toplumda açıktan günah işleyenlere engel olmaları vaciptir. Nitekim Allah Teala ümmeti Muhammedi bu özellikleri sebebiyle övmüştür.”Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir üm­metsiniz. İyiliği emreder, kötülükten meneder. Ve Al­lah'a inanırsınız. Ehl-i kitâb da inanmış olsaydı kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinde îmân edenler olmakla bera­ber, çoğu gerçek dinden çıkmış fâsıklardır”(Ali imran 110)


Bu ayetin manası hakkında şöyle denmiştir: Siz, levhi mahfuzda, “insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış olan ümmet” olarak yazılmıştınız. Maruf (İyilik): kitaba (Kur’ana) ve akla uygun olan şeylerdir. Münker(kötülük): kitaba ve akla aykırı olan davranışlardır. Bu noktayı biraz daha açmak gerekirse bu gün toplumların iyilik anlayışı insanların yalnızca birbirlerine yardım etmeleri ya da kötülük denilince birbirlerine kötü söz söylemeleri akla gelmektedir. Her ne kadar bunlarda bu kavramların içerisine girse de asıl iyiliğin Allah cc’ın emir, yasak, kural ve kanunlarına uymak olduğunu kötülüğün ise Alemlerin Rabbinin helallerinin haramlaştırılıp ,haramlarının ise meşrulaştırılması olduğunun bilincine varılmalıdır. Zaten fahşanın içerisine batmış olan toplumların bu durumdan kurtulmaları ancak bu şekliyle iyiliğin emredilmesi ve kötülüğün nehyedilmesi ile mümkündür. Said Katade’nin şöyle dediğini anlatıyor: “Resulullah (sav) Mekkede iken ona bir adam gelip şöyle dedi: - Peygamber olduğunu iddia eden kişi sen misin? Resulullah (sav) evet demesi üzerine adam şu soruyu sordu: - Allah katında en sevimli olan amel hangisidir?

-Allaha inanmak.(Tevhid inancına sahib olmak)
-Sonra hangisi?
-Akraba ve komşularla iyi ilişki kurmak.
-Sonra hangisi?
-İyiliği emredip, kötülükten alıkoymak. Bundan sonra adam şunu sordu:
-Allah katında amellerin en sevimsiz olanı hangisidir?
-Allaha ortak koşmak.
-Sonra hangisi?
-Komşu ve akrabalarla ilişkiyi kesmek.
-Sonra hangisi?
-İyiliği emretmeyi ve kötülüğü yasaklamayı terk etmek.”
İyiliği emredip kötülüğü yasaklayan kimsenin bu işi gizli yapması daha uygundur. Çünkü öğüt vermede böylesi daha etkilidir. Ebu Derda (ra) diyor ki : “Arkadaşına açıktan öğüt veren kimse onun kusurunu ortaya çıkarmış olur. Eğer kişinin gizlice verdiği öğüt etkili olmazsa açıktan öğüt vermeli ve bu hususta iyi insanlardan yardım istemelidir. Çünkü bunu yapmadıkları takdirde toplumda günahkarlar hakimiyeti ele geçirir. Bunun sonucu olarak da hepsinin helak olacağı bir azaba çarptırılırlar.” Hz. Huzeyfe (ra), Resulullah (sav) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: “Nefsimi kudretinde bulunduran Allaha yemin ederim ki, siz iyiliği emretmeli kötülükleri de menetmelisiniz.  Böyle yapmadığınız takdirde Allah’ın katından size bir azabın gelmesi yakındır. Sonra azaptan kurtulmak için Allaha yalvarırsınız ama Allah dualarınızı kabul etmez.(Tirmizi)

Ebu Said el Hudri (ra)’ın rivayetine göre Resulullah (sav) şöyle buyuruyor: “Sizden biriniz bir kötülük gördüğünde onu eliyle düzeltsin, buna gücü yetmezse diliyle engel olsun, buna da gücü yetmezse kalbi ile buğz etsin. Kalbiyle buğz etmesi iman ehlinin yapabileceği işlerin en zayıfıdır. (Müslim)

İyiliği emredip, kötülüğü meneden kimse bunu yaparken Allah’ın rızasını kazanmayı ve dini yüceltmeyi amaç edinmeli, nefsinin arzusu ile hareket etmemelidir. Şayet bununla Allah’ın rızasını ve dinin yücelmesini amaçlarsa Allah kendisine yardım eder ve onu başarıya ulaştırır. Ama nefsinin isteklerini yerine getirmek için bunu yaparsa Allah onu rezil eder. Bize ulaşan bir habere göre İkrime adlı sahabi şunu anlatmıştır: Bir zamanlar adamın biri bazı insanların bir ağaca taptıklarını duydu, buna çok öfelenip kendi kendine; “hayret! İnsanlar Allah’ı bırakıp bir ağaca tapıyorlar “dedi. Sonra eline baltasını alıp, eşeğine bindi ve ağacı kesmek için yola koyuldu. Yolda giderken insan şeklinde karşısına çıkan iblis ona şöyle dedi: -Nereye böyle? – İnsanların Allahı bırakıp kendisine taptıkları bir ağaç varmış, onu kesmek için Allaha söz verdim. Bu sözümü yerine getirip ağacı kesmeye gidiyorum. İblis şöyle dedi :  -Sana ne bundan. Ağacı ona ibadet edenlere bırak. Allah cezalarını versin. Bu şekilde konuşmaya devam ettiler, anlaşamayınca da kavgaya tutuştular. Adam İblisi tutup üç kere yere çaldı. İblis adamı ikna edemeyeceğini anlayınca ona şöyle dedi: -Bu işten vazgeç. Bende bunun karşılığında sana her gün üç dirhem para vereyim. Her gün yastığını kaldırdığında altından üç dirhem çıkacak bunlar senindir. Bunları duyan adam sordu:

- Gerçekten bunu yapabilir misin ? – Tabi ki her gün sana üç dirhem vereceğime söz veriyorum.Bu dirhemlerle ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını karşılarsın. Bunun üzerine adam ağacı kesmekten vazgeçip evine döndü. Bir iki gün yastığının altında söz verilen parayı bulup aldı,ama bu çok sürmedi. Çünkü daha sonraki günler yastığın altından para çıkmadı. Kandırıldığını anlayan adam baltasını eline alıp eşeğine bindi ve ağacı kesmek üzere tekrar yola koyuldu. Biraz gittikten sonra insan şeklinde karşısına çıkan iblis ona şöyle dedi: -Böyle nereye gidiyorsun? ­– İleride insanların kendisine ibadet ettiği bir ağaç var ,onu kesmeye gidiyorum. İblis ona şöyle dedi . –Artık onu kesmeye gücün yetmez. Çünkü onu kesmeye ilk gittiğinde öfken Allah içindi ve toplumun maslahatına yönelikti. O sırada yerde ve gökteki varlıkların tamamı seni engellemeye çalışsaydı yine de bunu yapamazlardı. Ama şimdi nefsinin isteğine uyarak yastığın altında paraları bulamadığın ve şahsın adına hayır kapısı kapandığı için onu kesmek istiyorsun. Eğer bir adım daha atacak olursan boynunu koparırım. Bunun üzerine adam ağacı kesmeyi bırakıp evine döndü. İyiliği emredip kötülükten vazgeçirecek olan kişide şunlar olmalıdır:

1.) Bilgili olmalıdır. Çünkü cahil olan kimse bunu usulüne uygun olarak yapamaz.

2.) Bunu yaparken Allah’ın rızasını ve dini yüceltmeyi amaç edinmelidir.

3.) iyiliği emrettiği kimselere yumuşak ve sevecen davranmalı  onlara karşı kaba ve sert olmamalıdır. Nitekim Allah (cc) Hz Musa ve Harun’u Firavun’a gönderirken onlara şöyle buyurmuştur: “ Ona yumuşak söz söyleyin (Taha 44)

4.) Çok sabırlı ve vakarlı olmalıdır. Zira Allah (cc) Lokman kıssasını anlatırken şöyle buyurmuştur: “İyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret.” (Lokman 17)

5.) Başkalarına emrettiği şeyleri kendi davranışlarına yansıtmalıdır. Böylece kınanmaktan kurtulmuş olacağı gibi şu ayetin kapsamına da girmemiş olur. “İnsanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz?”. (Bakara 44) Enes b. Malik (ra) Resulullah (sav) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: “Miraca çıktığım gece bir kısım adamlar gördüm, dudakları makasla kesiliyordu. Cebrail’e bunlar kimlerdir ?diye sordum. Cebrail cevap verdi: Bunlar senin ümmetinden, insanlara iyiliği emredip, söylediklerini kendi hayatlarına yansıtmayanlardır. Onlar kitabı okurlar ama okuduklarıyla amel etmezler onu davranışa dönüştürmezlerdi. (Ahmed, Müsned)
Rabbim iyiliği ilk başta kendi nefsine emredip kötülükten ilk olarak kendi nefsini arındıran sonra da toplumu arındırma adına bu görevi üstlenen kullarından olmayı cümlemize nasip eylesin İNŞALLAH..

Rabbimizden bizi doğru yola iletmesini, ayaklarımızı o yol üzere sabit kılmasını ve canımızı Müslüman olarak almasını temenni ederiz. AMİN…

<Bu makale Ebrarmedya.Com sitesinden alınmıştır.>

Haber var islah eder, haber var ifsad eder
Adana Oto Kiralama Hatay Araç Kiralama Hatay Oto Kiralama