Video Foto Galeri Yazarlar
26.4.2017 - Çarşamba

Gökhan ARSLAN

Bulaştık artık bir F.BOOK'a

Facebook savaş meydanına herkes kendi doğrularıyla girer tepki gördüğü zaman silahını çeker. Karşı taraf daha güçlüyse "oturumu kapat" düğmesine basar.

21 Nisan 2016 10:54
A
a
Facebook gibi sosyal paylaşım siteleri kimine göre hoş zaman geçirme mekanı, kimine göre tebliğ ve davet vesilesi, kimine göre zararlı kimine göre faydalı.. Bu tartışılır. Amacımız faydasını ya da zararını ortaya çıkarmak değil.
 
Cep telefonunu yada bilgisayarı elinize aldığınızda “acaba ne yapayım” diye düşündükten sonra aklınıza ilk gelen şeydir Facebook gibi sosyal paylaşım sitelerini açmak.
 
Eskiden insanlar internete girdiklerinde kendilerini birkaç chat programı ve forum siteleri ile avutuyorlardı. Ona da daha çok orta yaş grubu insanlar giriyordu. Bundan dolayı internet sağlayıcı şirketler pek de kâr edemiyorlardı. İnternetin ne işe yaradığı dahi bilinmiyordu belki. Şimdi öyle bir şeyler icad edildi ki  7’den 70’e herkesin kullanabileceği, internete girerken “acaba ne yapmalıyım” diye düşünmeksizin istifade edebileceği sosyal paylaşım siteleri hayatımıza girmiş oldu.
 
Çekilen selfiler sayesinde kimin ne yaptığını merak etmemize de gerek kalmadı. Ana haber bülteni gibi. "Dayım ziyaretime gelmiş hoş gelmiş” başlıklı ziyaret selfisi, hastanede kaza selfisi, camide namaz selfisi, mezarlıkta ölü ile selfie.. vs vs…
 
En rezil ve haramzade insanın bile cennetlik gibi göründüğünü biz bu sitelerden öğrendik. Bu sitelere girdiğinizde “meğerse hiç cehennemlik insan yokmuş” diye düşünebilirsiniz. Nasihat dolu paylaşımlar mı dersin, hak yola davet paylaşımlarımı dersin, kalbi temizleyip nefsi tezkiye eden zikirlerin paylaşımlarımı dersin, ayetler hadisler mi dersin… Ne ararsan var…    
 
Facebook'ta faydalı ve güzel paylaşım yapanların çoğu kendisinden ziyade başkalarını değiştirip doğru yola getirmek için uğraşıyor. Ben yapamıyorum bari başkası yapsın anlayışı. Paylaşmayıp da ne yapsın? Hepsi bir “paylaş” tuşunun ucunda..Taş atıp da elimiz yorulmuyor ya.
 
En tuhafı da bazı İslami çevrelerin bu siteleri savaş alanı gibi kullanmaları ve sonucunda da bazı şer odaklarına kendi elleriyle koz vermeleri…
 
Bizler tartışma ehli bile değilken elimizdeki bir avuç ilimle alimlerin bile kaçındığı bir işi bu sanal ortamda çok rahat yapabiliyoruz. Sanal olmak da insana apayrı bir cesaret veriyor tabi. Şöyle en kıyağından da bir takma isim. Sonuçta anne babamız koymayacak ismimizi.Biz kendimiz koyacağımız için daha da özenmeliyiz. Şöyle üst perdeden isimlerle başlayalım. Tevhid, mücahid ya da kral ile başlayan takma isimler karaborsaya düştü nerdeyse herkes onları kullanıyor. Sanal ortam ya! baktın karşı tarafın tavrı hoşuna gitmedi en sonda bas küfrü çık git...
 
Şunu hatırlatmakta fayda var; Facebook savaş meydanına herkes kendi doğrularıyla girer tepki gördüğü zaman silahını çeker. Karşı taraf daha güçlüyse "oturumu kapat" düğmesine basar. Hepsi bu kadar…

Sizin o hararetli ilmî tartışmanız oturumun kapatılmasıyla, elektriğin kesilmesiyle, babanızın çağırması, cigabaytınızın bitmesi ya da tuvalet ihtiyacınızın gelmesiyle son bulur…
 
Sanal olduğu için ya da kendi ismimizle girmediğimiz için sorumlu olmadığımızı düşünürüz. Yüz yüze konuşmaktan korktuğumuz için de klavye mücahidliği yapıyoruz. Karşı taraf delil istediği zaman ilim ehline sormak yerine “google”nin bizim görüşümüzü destekleyen kısımlarına başvuruyoruz.
 
Örneğin kandil gecelerinin bid’at olup olmadığı tartışılırken bid’at olduğunu savunan taraf google’ye “kandil geceleri bid’attır” diye yazıp kendisini destekleyecek görüşleri arattırıyor. Aksini savunan da google’ye “kandil geceleri bid’at değildir” diye yazıp kendisini destekleyecek görüşleri arattırıyor. Eeee?…. Gerçek alimlere ne oldu. Onların işi bitti mi? Artık gerek yok mu? Google varken alime niye soralım ki (!) diye düşünüyoruz artık. Avamın da havasında müftüsü “google” oldu maalesef…
 
Ayette eğer bilmiyorsanız ilim ehline sorun demiyor mu? Googleyi ilim ehlinden sayıyorsanız bilemem..
 
Facebook'ta yapılan islami ve ilmi tartışmalar sonrasında ikna olup iman eden birine rastlamadım. Bundan şu sonuç çıkıyor; Facebook paylaşım yeridir tebliğ yeri değil...

Adını zaten kafir kendisi koymuş.

Adı üstünde: “Sosyal paylaşım sitesi”... “Sosyal tebliğ sitesi” değil. Kafir bile işin şuurunda. Lütfen amacı dışında kullanmayalım.

Moralinizi bozup sizi karamsarlığa sürüklemek istemem ama Facebook'ta sapık veya yanlış yoldaki fırkalara mensup kişilerin veya avamın, sizin tebliğ ve davetinize icabet edeceğini düşünmeyin. Herkese açık bir alanda yapılan tartışmada iki taraftan birinin nefsini ayaklar altına alıp ikna olması çok zor bir ihtimaldir. Düşünsenize sizin bu tartışmanızı başkaları da izliyor ve kimin galip geleceğini merak ediyorlar. Aynı ringe çıkmış boksörler gibi ve onlara tezahürat yapan seyirciler gibi…
 
Yok arkadaş bizler tartışma ve çözüm ehli değiliz. Zaten ne kadar tartışırsan tartış halay çeker gibi dönüp dolaşıp aynı yere geliyorsunuz. Cahil  ile cahilin tartışması bitmez. Alim cahil ile zaten tartışmaz. Biz meselelerimizi ilim ehline sormayı öğrenmemiz orada halletmemiz lazım.Biz meselelerimizi alimlerimize sormadıkça kendi aramızda halledemeyiz. Bu, birbirimizin kalbini kırıp düşmanlık ve kin ekmekten başka bir işe yaramaz.

İşin garip tarafı dünyevi herhangi bir mesele hakkında tartışan insanların kaynağı akıl ve mantık olduğu için onların tartışması bitmez. Çünkü akıl ve mantık devamlı bir şeyler üretir. Ama İslamî ilmî tartışmalar delile dayandığı için normalde hemen bitmesi lazımken avamın tartışması bitiyor da Müslümanların tartışması yıllardır bitmek bilmiyor.
 
Velhasıl bu gibi siteler Cemaatlerin birbirlerine olan düşmanlığını körükleyen bir vesile oldu. Karşılıklı devletler yıkıp devletler kuruyorlar ve gerçek hayatta bulamadıkları kavga ortamını bu şekilde bulmuş oldular. 

Haber var islah eder, haber var ifsad eder
haberler Adana Oto Kiralama Hatay Araç Kiralama Hatay Oto Kiralama