Video Foto Galeri Yazarlar
21.1.2017 - Cumartesi

AbdulHakim KARADAĞ

BİZLER FİTNENİN NERESİNDEYİZ?

Fitne Suriye’de değil, aslında beynimizde, yüreğimizde, cebimizde, kalbimizde, evimizde. Uzağımızda değil etrafımızda. Hadiste de belirtildiği üzere ümmet için en büyük fitne olan malımız önümüzde. Fitnemiz cebimizde. Müslüman için fitne sayılan eş ve çocuklarımız evimizde, soframızda ve çevremizde. Bizler için fite olan her şey, etrafımızı sarmış durumda. Fitnelerden selamett

14 Mart 2016 17:41
A
a
Allah(cc)’ya sonsuz hamd, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed(sav)’e salat ve selam olsun.
           
İnsan çoğu zaman kendini fitneden uzak görür. Ya da fitneyi kendinden uzakta görür. Ancak fitnenin ne olduğunu anlayınca aslında her an bir fitne ile muhatap olunduğu, her durumda bir fitnenin içerisinde bulunulduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır. Aslında dünyadaki hayat bir anlamda fitnenin(imtihan) ta kendisidir. Dolayısıyla her insan her durumda fitne ile direkt muhataptır. Fitne kelimesinin anlamı ve Kur’an ayetlerindeki manaları öğrenildiğinde mesele daha netlik kazanacaktır.
        
Fitne Kelimesinin Anlam Sahası:         

‘Fitne’ kelimesinin aslı ‘fetn’dir. Çoğulu ‘fiten’ dir. ‘Fetn’ sözlükte, altın ve gümüş gibi değerli madenlerin saflığını anlamak için onları ateşte eritmek demektir. ‘Fitne’ sözlükte, deneme ve imtihana tabi tutmak, sınamak, maddi ve manevi sıkıntı, üzüntü, belâ ve felaketle imtihan etme gibi anlamlara gelir. ‘Fitne’ kelimesi bunlardan başka, küfr, azgınlık, sapıklık, günah, ayrılık, iç ihtilaf ve kargaşa, kavga, delilik, azap, musibet, aklını çelmek, gönlünü çalmak, kandırma (iğva), kışkırtma, nifak, ihtilaf, baştan çıkarma, birbirine düşme, çekişme, zulüm, baskı, karışıklık ve kalbin bir şeye fazla meyletmesi gibi manaları da vardır. İnsanın içine aşk ateşi düşürdüğü ve aklını çeldiği için kadına, kişinin aklını çelip ona azap kazandırdığı için şeytana, kişiye zarar verdiği için hırsıza, aynı kökten gelen ‘fettân’ denmiştir. İnsanın gönlüne gelen, hırsını artırıp günaha sürükleyen altın ve gümüşe, de ‘iki fettân’ denmiştir. Aynı kökten gelen ‘meftûn’; aklından zoru olmak anlamından hareketle, deli gibi tutulmak, aşık olmak, çok beğenmek anlamları kazanmıştır. ‘Fitne’ aynı zamanda inanç uğruna uğranılan ağır işkence anlamına da gelmektedir. [1]  
           
Fitnenin Değişik Anlamlarına Kur’an-ı Kerim’den birkaç örnek verelim:

1- Şirk, küfür: –“Fitne tamamen yok oluncaya kadar kâfirlerle savaşın!” (Bekara 193)

2- Günah: -“Bizi fitneye düşürme) diyenlerin kendileri fitneye düşmüştür.” (Tevbe 49)

3- Bozgunculuk, kavga, ihtilal, isyan, anarşi, kargaşa, bölücülük, fesat: -“Fitne çıkarmak, adam öldürmekten daha kötüdür.” (Bekara -191)

-“Kâfirler birbirinin dostları, yardımcılarıdır. Eğer, Allahü Teâlâ’nın emirlerini yerine getirmez, kendi aranızda dost olmazsanız, yeryüzünde, kargaşa, fitne ve büyük fesat çıkar.” (Enfal -73)

4- İmtihan: -“Sana (Miracta) gösterdiğimiz temaşayı halk için bir fitne (imtihan) yaptık.” (İsra- 60)

  -“Mallarınız, çocuklarınız, sizin için fitnedir (imtihandır).” (Tegabün- 15)
  -“Biz onlardan öncekileri de, fitneden (imtihandan) geçirdik.” (Ankebut- 3)

– “And olsun ki Süleyman’ı imtihan da ettik ve tahtının üzerine bir ceset bıraktık. Sonra tekrar tevbe ile önceki haline döndü.” (Sad- 34)

5- Bela, musibet:  -“Bir fitne olmayacak sandılar da, kör ve sağır kesildiler.” (Maide -71)

  “O fitneden sakının ki, o sadece zalimlere dokunmakla kalmaz.” (Enfal -25)

6– Azab: -“Onlara, fitnenizi (azabınızı) tadın denecektir.” (Zariyat -14)

7- Eziyet, işkence: -“Fitneye (eziyete, işkenceye) uğratıldıktan sonra hicret edip, ardından da sabrederek cihad edenlerin yardımcısı elbette Rabbindir.” (Nahl- 110)

8- Deli: -“Fitneye düşeni (deli olanı) yakında sen de, onlar da görecek.” (Kalem 5-6)

9- Zarar verme: -“Seferde iken, kâfirlerin sizi fitneye düşürmelerinden (zarar vermelerinden) endişe ederseniz, namazı kısaltmanızda bir vebal yoktur.” (Nisa- 101)

10- Sapıklığa düşürme: -“Siz ve taptıklarınız, Cehenneme girecek olanlardan başkasını fitneye düşüremez (saptıramaz)” (Saffat/ 161-163)

 11- Uydurma mazeret:  -“Onların, sadece “vallahi, biz müşrik değildik” sözlerinden başka fitneleri olmayacaktır.” (Enam -23)

12- Dalalet:  – “Allah birini fitneye (dalalete, şaşkınlığa) düşürmek isterse, Allah’a karşı senin elinden bir şey gelmez.” (Maide- 41)

Meselenin daha iyi anlaşılabilmesi için birkaç hadis örneği de verelim, Mealen:

-“Din, dünya menfaatine alet edilince, fitneler zuhur eder.” (A.Rezzak)

-“Fuhuş yayılınca fitne çoğalır.” (Deylemi), -“Fitneler artmadıkça, kıyamet kopmaz.” (Buhari)

-“Eshabım arasında fitne çıkacak, o fitnelere karışanları, Allahü Teâlâ benimle olan sohbetleri hürmetine affedecektir. Bu fitnelere karışan Eshabıma dil uzatan Cehenneme girecektir.” (Müslim)

Üç hadis-i şerif meali: “Ahir zamanda, âlim [geçinen]ler fitne unsuru olur, camiler ve hâfızlar çoğalır, ama içlerinde (hakiki) âlim hiç bulunmaz.” (Ebu Nuaym)

 -“Fitne (bid’at, sapıklık, küfür) yayıldığı zaman, hakikati, doğruyu bilen, (imkanı nispetinde, söz ile yazı ile medya = gazete, dergi, radyo, tv ile ve internet ile) başkalarına bildirsin, bir engel yok iken bildirmezse, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun!” (Deylemi)

 -“Ahir zamanda, âlim ve ilim azalır, cahillik artar. Cahil ve sapık din adamları, yanlış fetva vererek fitne çıkarır, doğru yoldan saptırırlar.” (Buhari)

Yukarıda yapılan tanımlar ve verilen örnekler bile tek başına, bizlerin fitne karşısındaki durumumuzu anlamamıza yetecektir sanıyorum. Fitneyi sadece bir bölgede veya belli yerlerde ortaya çıkan karmaşa ve karışıklık olarak görmek, içinde ve ortasında bulunduğumuz fitnelerden habersiz yaşamamız sonucunu doğurur. Hayatın bir imtihan olması gerçeği karşısında insan, her an bir fitne ile yüz yüzedir.

Başkalarının içinde bulunduğu karmaşa, savaş, zulüm, karışıklık, olayın içinde bulunanlar için nasıl bir fitne ise, dışında yaşayan ve uzaktan gören bizler için de birer fitne niteliğindedir. Bu karmaşa karşısında takınacağımız tavır, bizatihi imtihanımız olduğu için bizim başımızdaki fitne niteliğindedir. Hatta belki karmaşadan uzakta olanın muhatap olduğu fitne, bizatihi karmaşanın içinde olan kişilerin fitnesinden daha kuvvetli, daha gizli, sorumluluğu ve neticesi daha ağır sonuçlar doğuran fitnelerdir. Altın ve gümüşü birbirinden ayırmak için ateşte eritme manasında olan fitne türleri ile Rabbimiz, cevherimizin (bildiği halde ahirette hakkımızda bir hüccet olması için) ortaya çıkmasını dilemektedir.

Yıllardır yanı başımızdaki Suriye’de ve diğer birçok İslam coğrafyasında bir savaş devam etmekte. Birçok çevreler bu savaşı Müslümanlar arası savaş ilan etmekte ve “Ölen Müslüman, öldüren Müslüman” sloganının arkasına sığınarak uzaklığına ve ilgisizliğine bir kılıf uydurmaktadır. Aslında savaşın olduğu her yerde mutlaka bir “Hak-Batıl” çarpışması olmuştur. Hak ve batılın çarpıştığı alanın çevresinde yaşayan bizler ise en büyük fitneye(imtihana) maruz kalmaktayız. Hak ve Batıl çarpışmasında tarafsız olmak ve uzak durmak, hakka yapılmış en büyük zulümdür. Daha doğrusu bu tarafsızlık, haktan ziyade insanın kendi nefsine yaptığı en büyük zulümdür. Bizatihi aldanılmış fitnenin ta kendisidir.

Ey Müslümanlar!

Fitne Suriye’de değil, aslında beynimizde, yüreğimizde, cebimizde, kalbimizde, evimizde. Uzağımızda değil etrafımızda. Hadiste de belirtildiği üzere ümmet için en büyük fitne olan malımız önümüzde. Fitnemiz cebimizde. Müslüman için fitne sayılan eş ve çocuklarımız evimizde, soframızda ve çevremizde. Bizler için fite olan her şey, etrafımızı sarmış durumda.
Fitnelerden selamette olmanın yolu ise, Rabbani âlimlerin izinden yürümekte, Kur’an ve sünneti tavizsiz takip etmektedir. Hakkı savunan, batıla karşı olan kişilerle oturup kalkmaktadır. Dünyaya değil, ahirete meyleden insanlarla oturup kalkmak. Ashabın ve Salihlerin yolunda yürümektir. Cahillerden yüz çevirmek, delaletten uzak durmak, gafillerden uzaklaşmakla mümkündür. Yapılan her işte Allah’ın rızasını gözetmek, her amelden önce niyetini gözden geçirmek, varsa yamukluk düzeltmek ve tövbe etmek gerekir.

Önceleri “Rabbim bizi ve bütün ümmeti fitnelerden muhafaza buyur.” Diye dua ederdim. Bu gün anlıyorum ki; insanların fitnelerden uzak durması mümkün değildir. Her fitne doğası gereği bizlerin imtihanı içindir. Fitneden uzak durma temennisi belki de imtihandan muaf tutulma isteğidir. Bundan vazgeçtim. Şimdi şöyle dua ediyorum:

“Rabbimiz, verdiğin her fitnede ve imtihanımızın her safhasında, rızana göre hareket eden, rızanın olduğu sonuçlara bizleri ulaştır. İsteklerine uygun amel eden, istediğin gibi bir duruşu sergileyen, maruz kaldığımız her fitneden selamete çıkaracak bir güç, şuur ve irade ver. Katından bizlere destek ver ve yardımını esirgeme.” Amin.

Rabbim rızasına uygun hareket eden, razı olduklarıyla beraber olan, fitnelerden selamete ulaşan kullarından eylesin. Amin

Vesselam…
                                                                                                         

[1] Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 206.
 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Haber var islah eder, haber var ifsad eder